Takip Et:

Yasasin yemek yemek!

Size 4 arkadasin hikayesinden bahsetmek istiyorum.

Balikciya gidip de saatin erken oldugunu farkedip baklava yiyip oyle meze muhabbetine dalmayi tercih eden, ya da ertesi sabah gozunu Bulgar Pandos’da kahvalti diye acabilen!

Bu 4 arkadasin bu haftasonku en buyuk amaci yemek yemekti! Allahtan her hafta boyle olmuyorlar yoksa sonlari pek de hayirli olmaz.

Soyledigim gibi ilk duragimiz hesapta Karakoy Lokantasi idi. 8bucuktaki yemege biz 7bucukta gidince ve mekan Gulluoglu Baklavacisi’nin cok yakininda olunca oraya ugramak farz oldu.

Oncelikle buranin tek sube oldugunu belirtmek isterim. Orda burda birsuru Gulluoglu subesi olsa da en sahicisi bu. Zaten yediginizde de farki anliyorsunuz. Digerleri uyanik akrabalar..

Iceride cok hizli bir sistem kurmuslar. Orada yiyecekseniz gidiyorsunuz porsiyon porsiyon ne istediginizi soyluyorsunuz, tabaklara konuyor, tartiliyor

fisiniz ve tabaginiz size veriliyor, siz de kasaya gidip odemeyi yapip masaniza kurulup citir citir baklavalari afiyetle yiyorsunuz. Couldn’t be more simple!

Gulluoglu’nun dukkani tam bir tatli cenneti. Kutulanmis baklavalar, acikta olan cesit cesit baklavalar, sekerpareler vesaire..

Biz 2ser tane kaptik (ben 2 tane cevizli baklavaya 2 tl verdim, digerlerinin fiyati da asagi yukari boyle), masamiza kurulduk. Bu arada oldukca doluydu, yerlilerin yani sira cok fazla yabanci turist de vardi.

Imam Cagdas’in baklavasini yemedigim icin onu disinda tutuyorum, ama sunu cok net soyleyebilirimki su ana kadar yediklerimiz baklava degilmis. Agir, bol serbetli, hamurlu tatlilarmis. 1 taneden fazla yemenin pek de mumkun olmadigi.

Bunlar ise citir citir, serbetin icinde gomulmemisler o sebeple cok tatli degiller, neredeyse baklava hamurunun her bir katini ayri ayri hissedeceksiniz. Icindeki ceviz ya da fistik her ne ise de butunlugu cok guzel saglamis. Ben cevizciyimdir cunku hafiflettigini dusunuyorum. Melis fistik yedi, o da cok begendi. Alper ve Sedef ikilisi yenilige acik cift olarak cikolataliyi denediler (fotograftaki kahverengi baklava) o da cok yakismisti ve mutlaka denenmesi gerekir diye dusunuyorum.

Acaba bi paket de eve mi gotursem diye dusunmedim degil, ancak tam bir intihar olurdu o sebeple vazgectim. Bu arada biz bulasmasak da light baklava da yapmislar belki onu da bi dahaki sefere deneriz…

Baklavalarimizi yedikten sonra ters 4lu olarak Karakoy Lokantasinin yolunu tutuyoruz. Ne yapmaya meze-balik-raki’ya!

Superiz degil mi? Bunyeyi kalorilere baklavacidan alistiriyoruz..

Grubumuzu 6ya tamamlayacak Tolga ve Doruk biraz gec gelecegi icin biz onden rakimizi ve ona eslik edecek beyaz peynir ve kavun 2lisini soyluyoruz. Kulup rakisi benim genellikle tercihim olsa da bulunmadigindan Alper Yesil Beylerbeyi’ni seciyor. O arada zeytinyaginda kurutulmus domates ve ekmek de geliyor, onlarla oyalanmaya basliyoruz.

Sonra da peynir ve kavunlarla demlenmeye basliyoruz.

Orta Dogu ve Balkanlar’in en iyi meze secen ikilisinin aramiza katilmalari da cok gec olmuyor. Doruk ve Tolga geldiklerinde meze olayina tam girebiliriz diyoruz, ama fix monu yerine kendi sectiklerimiz olsun diye kisa cop sectiklerinden onlari asagiya mezelere bakmaya gonderiyoruz. 2 tane istegimizle birlikte. Fava ve patlican salatasi.

Gorevi basariyla tamamladiktan (ya da en azindan biz oyle dusunuyoruz) sonra basliyoruz icmeye. Bu arada mezeler geliyor..

Midye dolma? Burda!

Deniz borulcesi? Burda!

Enginar? Burda!

Yeni bir arkadas katilmis galiba aramiza? Mutabba (ben Murtaza demeyi tercih ediyorum)

Peki ya fava ve patlican salatasi nerde? Kem kum..

Bir ton lafimizi ettikten sonra fava ve patlican salatasini da ekliyoruz monumuze..

Simdi “mutabba”ya konsantre olabiliriz. Sagolsunlar patlicanimizi eksik etmeyip begendi kivaminda olan soguk ve tahinli bir meze getirdiler bize. Hosumuza da gitti, iyi yapmislar diyoruz, brokoli de gelebilirdi onun yerine =)

Bu arada Alper bize rakiyla show yapiyor, alkislari topluyor..

Sicaklardan kalamar tava, karides guvec ve pacanga boregi soyluyoruz. Ben en cok kalamari begeniyorum. Yumusacik, kayis gibi degildi. Mezeler tikayinca ana yemek hafif geciyor, zamani daha gelmemis olmasina ragmen sardalya sevdasi var grupta. Izgara ve kizartma geliyor.

Genelde asma yapragina sarili yemege alisik oldugumuz sardalyayi allahtan bu sefer sarmiyorlar cunku henuz cok kuru. O sebeple arasina domatesli bir karisim koyup izgara yapmak cok yakismis.

Kizartma ise tam citir citir, daha cok birayla bir aksamustu tercih edecegim turden, ufacik ufacik.

Hep yemeklerden bahsettim ama ambiyans da oldukca hos. Birkere dekoru cok nostaljik, turkuaz cini duvarlar hafiften pandeliyi, koltuklar da tren kompartimanlarini animsatiyor. Size tavsiye bulabilirseniz giris katinda yerinizi ayirtin. Fonda da rum muzikleri, ama bas rolde raki muhabbetleri o sebeple muzik bastirmiyor sohbetinizi. Biz yemegimizi oldukca keyifli gecirdik, oncesinde tatli da yemistik ama benim ilk geldigimde asil aklimda kalan tatlilardi. Ozellikle peynir tatlisi!

Bu sefer tatlida pek cesit kalmamisti, incir ve de peynir tatlisi.

Olsun hemen soyledik.

Incir tatlisi da cok guzeldi, kaymakla hafifleyen tombul tombul incirler balik uzerine iyi gidiyor.

Ama soyledigim gibi favorim peynir tatlisi..

Ustune hemen ikinciyi de soyledik. (bu arada farkettimki serbetli tatli sevmem sevmem diye yazip duruyorum, ama baska tatli da yazmiyorum, kendimle celisiyorum)

Cok sukur yine doyduk!

Bu kadar icki ve yemek ancak kahveyle sonlandirilabilirdi..

Ertesi sabah uyanir uyanmaz da gozumuzu kahvaltiya nereye gitsek diye acmamizi saglayan Beylerbeyi Raki’ya da tesekkuru borc biliriz.

Eveett geldik kahvaltiya!

Amacimiz Bulgar Pandos’a gitmekti. Ama baska bir istegimiz soyle saatler suren bir kahvaltiydi o sebeple baska bir gune erteleyip White Mill’in yolunu tutalim dedik. Daha once zaten oradan bahsetmistim, tekrar etmeyi dusunmuyorum. Kisaca deginicem cunku bu 4 arkadasin yemek macerasinda onemli bir yer tutuyor, hem de bahcesi sabahlari keyifli de olmuyor degil.

Bu sefer monumuzde eggs benedict, kasarli tost, sahanda sucuklu yumurta ve karisik kahvalti tabagi var. Yine bize yakisani yapiyoruz ve saldiriyoruz. Gayet guzel bir kahvalti yapip onceki aksamin yorgunlugunu uzerimizden atiyoruz. Ama lutfen bunlari yerken yine yemekten bahsediyoruz suranin kazandibisi ne guzeldir, buradan cikip suraya mi gitsek diye. Sonunda verdigimiz karar o gun mutlaka Baylan’da kup griye yenecekti!

Cihangir’de biraz dolasalim diyoruz, yediklerimizin belki bir lokmasini yakmaya yardimci olur diye. Bu arada “fashion project” diye cok seker bir butik goruyoruz. Pazar gunu acik olan tek yer. Biz de bunu odullendirip alisverisimizi yapiyoruz. (Cihangir Carrefour Express’in hemen yaninda)

Oradan cikip alisveris konusundaki sansimizi biraz daha zorladiktan sonra Baylan zamani geldi diye dusunup Bebek’in yolunu tutuyoruz. Bu arada Istanbul bos mu yoksa bize mi oyle geldi?

Quiche Lorraine ve kup griyeler yendikten sonra Sedef tatli hakkini Girandola dondurma’dan yana kullandigi icin oraya dogru yurumeye basliyoruz, after eight dondurmalar yeniyor. Mutluyuz saat 17:00 artik aksama bisey yemeyiz diye umut ediyoruz. Maca da daha var biraz daha vakit oldurelim, yuruyelim, gezelim.

Bu kadar yurume gezme sonunda mac oncesi olacagi oluyor yine acikiyoruz!

Bu sefer 2ye bolunduk ama Alperle ben Upper Crust, Sedefle Melis Chinese in Town..

Biri bizi durdursun! En azindan pazar gununun son saatleri, bu maraton burda bitecek pazartesi gunuyle birlikte yeniden normal hayatlarimiza, insan gibi yedigimiz gunlere donecegiz..

Yani sanirim..