Takip Et:

Urla Trilogy Vol.III – Tok Evin Ac Kedileri

Eurovision yari finali sonrasi Manga’yi onlarca kere dinledikten sonra Ajda’dan Soz’u repeate alip Urla uclemesinde son yaziya gecebiliriz.

Seyahate cikarken aklimda gidilecek 2 yer vardi biri Langusta, done!

Digeri de Tepe Kahve’de (Urla’da Izmir Yuksek Teknoloji Enstitu’sunu gectikten 6km sonra tel : 0232 772 81 91) kahvalti..

Biz tepe filan deyince , tepede deniz manzarali bekliyorduk dag manzarali cikti. Gerci yemekler gelmeye baslayinca pek umurumuzda olmadi. Manzara filan gormez oldu gozumuz.

Fisir fisir akan sularin arasindan tum mekani turladiktan sonra biz asagida kalan seti tercih ettik, daha az ruzgar aliyordu. Yoldan kacmak icin ust tarafa gittik ilk, orada daha yesillik vardi yoldan da uzaktik ama zaten cok islek bir yol degil. Yahu amma uzattim kahvalti gelince zaten bunlarin hic onemi kalmiyor, hepsi detay oluyor. Piril piril (bu durum tabi cok uzun surmeyecekti) acilmis servislerimizle masamiza gectik.

Kahvaltimizi, peynirli ve sucuklu sahanda yumurtalarimizi soyledik. Biz biraz nefes aliriz diye beklerken aninda hepsi geldi. Agzimiz acik bakakaldik tabi.

Imren’den sonra daha fazla ne olabilir diye dusunurken Izmir bizi hergun biraz daha sasirtmaya devam ediyordu..

Bunlar gelenlerin bir bolumu. Bir kere gozukmeyen sandalye uzerine koydugumuz ekmekle, (sicacik lavas, beyaz ekmek ve eksi mayali koy ekmegi), bir de ilerleyen dakikalarda gelecek olan tabaklarin uzerine 2. kat olarak cikacagimiz sahanda yumurtalar ve gozleme var.

Gordugunuz gibi tabaklarimiza pek yer kalmadi.

Mutlu muyum neyim?!

Zeytinlerin muhtesemliklerini farkettiniz mi?

Aslinda bu resimler yeterince guzel anlatiyor nasil olduklarini ama siyah zeytinle ilgili bir cift laf etmek istiyorum cunku resimden de anlasilacagi gibi bizim Istanbul’da alisik olduklarimizdan biraz farkli. Goruntu igde gibi, sanki az once agacindan kopartilip getirilmis gibi. Tada gelince de ben cekirdeginden kolayca ayrilan zeytinleri tercih ediyorum, bu pek oyle degil. Taze olmasindan dolayi herhalde daha yumusak bir zeytin, uzerinde kekik ve zeytinyagi icinde cok basarili olmus.

Bal-kaymak uzagimda oldugu icin onlari cekememisim ama diger seker komasi sorumlulari karsinizda.

Ilk resimdeki karabas otu receli. Ben bu otun kurusunu cay gibi balla iciyordum icine bir de cubuk tarcin atip, oksuruge iyi geliyormus. Yalniz dikkat edin sakinlestirici de ozelligi var, ozellikle calisirken icmeyin yoksa feci bi sekilde esnemeye baslayabilirsiniz. Bu recele ilk kez rastladim. Goruntu muhtesem, tadi da oyle. Biraz keskin bir tadi var ama.

Diger resim ise bir klasik olan lor uzeri kara dut receli. Bu onceki gunkine gore daha hafifti. Eksi mayali koy ekmegiyle poz verdirdim!

Bunlar da tuzlu yildizlar. Ilk resimdekini Melis ve Oyku pek sevdiler. Adinin ne oldugunu bilemiyorum ama tarif etmek gerekirse, kesilmis yogurt, ya da labnenin daha lor kivaminda olani ya da ya da en kolayindan cottage cheese diyelim! Zeytinyagi ve kirmizi biber serpilmis. Ben biberden dolayi pek bulasmadim, bir tek peynirinden tattim ve begendim. Kahvaltida patlican ve biber kizartma ne arar diyebilirsiniz, biz de dedik ama oranin spesiyalitesiymis. Kendi yetistirdikleri patlican ve biberlerden yapiyorlarmis. Begenildi, onaylandi.

Son resimdeki Oyku’nun kompozisyonu, ekmege surulmus salca ve en uzerinde de cottage cheese goruyoruz. Yummy!

Tum bu yemekler geldikten sonra gozum hala doymadi ve yan masalara gidenleri kesmeye basladim. Gozlemeler baya bayaa istah acici geldi.

Hemen patatesli soyledik.Iyiki de soylemisiz. Hafif citirimsi yumusak hamurda biraz tuzluca olan patatesler cok guzel bir uyum icindeydiler. Genelde hep sert bir hamurla gozleme yapilir ama bu biraz daha krepimsiydi.

Yine doyduk! (Sonunda)

Son gunumuz, aksama donecegiz o sebeple Urla’yi da bir gezelim oyle eve donelim diyoruz. Hem cumartesi ve pazar gunleri pazar da kuruluyormus onu da gormus oluruz diyerekten yola koyuluyoruz.

Bu sefer pek icine girmeden disindan goz atiyoruz. Gerci daha sonra Melis’le neden enginar almadik diye bayagi bir hayiflandik.

Melis bizi marinanin oldugu tarafa goturuyor. Gecen sene oradaki Sahil Restaurant’a goturmustu. Mezeleri ve baligi cok lezizdi.

Zaten balikcilari birkac metre ilerinizde gorunce herseyin ne kadar taze oldugunu da anliyorsunuz.

Biraz yuruduk etrafta.

Fotograf cekildik.

Ben biraz yediklerimizi yakariz diye dusunurken, megerse yenilerine yer acmak icinmis, bu kisa yuruyusumuz.

Bi dondurma hic fena gitmezdi..

Zaten ufak olan Urla’da dondurmaci aramaya basladik. Bir tek pastane vardi. Biraz burulduk acikcasi. Pastane dondurmasi yerine haso bir dondurmaci daha iyi giderdi.

Nasil yanilmisiz!

Limonlu dondurmasi sanki limon yiyor hissi veriyordu. O kadar tazeydi ki dondurma daha kivami bile tam tutmamisti hafif suluydu. Ben ceviz ve krokan tercih ettim. Icinde kocaman ceviz ve krokan parcalarina ragmen inanilmaz hafifti. Bir dondurmasever olarak burayi ilk 10uma alabilirim.

Ama bizim de sinirlarimiz varmis. Hafif bir tatli olan dondurma yerine her yerde karsimiza cikan ve daha once yemedigimiz sambali tatlisini da tercih edebilirdik. Ama onu yiyecek hal kalmamisti hicbirimizde.

Karnimiz doysa da gozu doymayan insanlariz biz. Yoksa kim onceki kahvaltidan sonra bu dondurmayi da yiyip hala midye dolmaciyi gozune kestirebilir!

Gerci adam da iyi saticiydi birer tane bize yedirdikten sonra en azindan daha sonrasi icin bir kac tane almaliydik.

Hizli bir sekilde kararimizi verdik. Urla tatilinin kapanisini bu midye dolmalar ve birayla yapmaliydik. Tek anlasamadigimiz nokta kac tane alacagimizdi. Sonunda Midyeci Amca’nin yonlendirmesiyle 50 tane midyemizi 10 tl’ye aldik.

Ve evin yolunu tuttuk.

Biraz nefes alip hazirlanip donus yoluna gececektik. Ama neyseki bos durmadik bu sefer de cekirdek, haribo, kurabiye gibi ivir zivirla bunyemizi midye dolmaya hazirladik. (Bir an korktum o saate kadar bos kalicaz diye, ohh neyseki…)

Dolmalar hakkinda olusan ilk kanaatim birayla birlikte mukemmel bir aksamustu atistirmaligi ancaaakk eger boyutlari yediklerimiz gibi kucukse kesinlikle 50 yeterli bir sayi olmayacaktir. Ust sinir kesinlikle sizin yeme kapasitenize bagli birsey ben sadece 50, 4 kisiye az geldi diyorum.

Hele bi de bunlar gibi lezzetliyse. Biz acikcasi biraz risk aldik bilmedigimiz bir yerden (tek midyeciydi oradaki buna guvendik) aldik, ama oldukca sansliydik.

Soluksuz bir sekilde yiyorsunuz iste boyle!

Victory!

Boylece foodie seyahatimizin sonuna gelmis olduk, bu sahneden sonra etrafi toplayip havaalanina dogru yola koyuluyoruz 🙁

Gelelim keyifli bir seyahatin puf noktalarina..

Muzik.

Evdeyken bir kere muziksiz olunmamali. Her ortama uyum saglayacak playlistiniz olmali bi kere. Turkce, yabanci, pop, rock, jazz..

Arabada ise butun derdi bu sarkidan sonra ne calabilirim olan manyak bir arkadasinizi yaniniza alin sorun halloluyor. Size de bagira bagira sarkilara eslik etmek kaliyor.

Kitap.

Arkadaslarinizla oldugunuzda genellikle kitaba cok ihtiyac duymuyorsunuz. Ama benim gibi insomnia sahibi bir bunyeyseniz herkes uyurken siz kitap okuyarak vakit geciriyorsunuz. Seciminize dikkat edin. Soft bir tercih olsun Elif Safak’tan Ask gibi. Sakin ama sakin benim yaptigim hataya dusmeyin. En sevdigim yazar oldugu icin Paul Auster okuyayim dedim. Gecen Urla seyahatinde Brooklyn Follies okumustum cok da iyi gelmisti, surukleyici ve eglenceli bir kitapti. Ama tabi “Gorunmeyen”i secince Paul Auster dramasi tokat gibi yuzunuze carpiyor, allak bullak oluyorsunuz. Daha pembe birseyler secin, gamsizliginiza gamsizlik katin!

Arkadaslar. (Last but not least)

Aslinda keyifli bir seyahatin en onemli dinamigi. Ayni seylere gulebildiginiz, benzer seylerden zevk aldiginiz uyumlu arkadaslarla gidiyorsaniz o seyahat tadindan yenmez. Bizimkinde oldugu gibi.

Bizim Urla seyahatimiz kisa oldu ancak anilarimiz, geyiklerimiz ve yemeklerimiz icin ayni seyi soyleyemeyecegim. Soguk hava bile keyfimizden hicbirsey calamadi. Amacimiz dertlerimizden uzak, ciddi hicbirseyin dusunulmeyecegi keyifli bir haftasonu gecirmekti, eglenmekti. Bundan daha iyi bir sekilde bu gorev tamamlanamazdi. Ne demisler zaten dostunu seyahatte ve raki sofrasinda tanirmissin, biz butun testlerden gectik. Gokhan Semiz’in de soyledigi gibi “Beraber eglenemeyen insanlar, beraber bir gelecek kuramazlar.” Inaniyorum ki gelecekte bu 4lunun cikacagi daha cok seyahat olacak.