Takip Et:

The Whale Has Swallowed Me

Bazı zamanlar vardır.

Size en çekici gelen şey televizyonun karşısındaki kanepedir.

Oturur öyle boş boş televizyona bakarsınız.

Maalesef foodie o korkunç balina tarafından yutuldu.

Utanarak söylüyorum ki, csi blogumdan daha çekici gelebiliyor.

Biraz yorucu bir tempoya girdim maalesef.

Aslında maalesef değil çünkü süper insanlarla çalışıyorum, ama normalde yaptığım şeyleri çok özlüyorum.

Mesela festivalleri takip etmek!

Allahtan İstanbul da benim gibi, arada bir kafasını kaldırıyor, uykuda olmak ise genel tercihi sanki.

Halbuki biraz erken davransaydım da size yazsaydım Filmekimi’nde şöyle filmler oynadı, ya da kendimi sokaklara vurmaya hevesli olsaydım 1. İstanbul Tasarım Bienali hakkında bık bık öterdim.

Neyseki kaybolduğum yerden çıkaracak olaylar da oluyor.

To do list gittikçe uzuyor böylece!

Meselaaa

En en çok merak ettiğim yer Gradiva otel’in Zelda Zonk’u ve de bir orda bir burda bir de kapı arkasındaki Nublu.

Meselaaa

İş Sanat Klasik, Caz ve Dans 2012-2013’te The Kenny Garret Quartet’e bilet almam şarttt, ama korkuyorum. Öykü’nün doğum gününde sahne alıyorlar, geçin doğum gününü o haftada başka birşey yaparsam beni öldürür.

Meselaaa

Artizen‘i biliyor musunuz???

Ben çok mutluyum ki biliyorum.

Tamamen el yapımı olan ayakkabılarının (şimdi bir de çantaların) hepsi de birbirinden muhteşem. Gel al beni diyorlar, hem zevkli modeller, hem kaliteli işçilik, hem de uygun fiyatlar hiç aklınızda yokken size ayakkabı aldırıyorlar. Yumuşacık derisi o kadar rahat ki. Tam bayramda yastığa koymalık.

Image

Bu güzelliklere gönül vermiş bir de karı koca var. Koray Bey baba mesleğini devam ettirmeye karar vermiş ne de iyi yapmışlar eşiyle birlikte.  Onları tebrik ediyorum bu girişimleri için, umarım Artizen ismi Türkiye sınırlarını aşar, bizi daha da gururlandırır!

Markanın hikayesini merak ederseniz mutlaka web sitesine bakın, sizi hem kendileri hem de ustalarıyla tanıştırıp Artizen’i bir ayakkabı markası olmaktan çıkarıp adeta bir deneyim haline getiriyorlar.

Bense short list’ime Artizen çantayı koyup meselaaalarıma devam edeyim!

Image

Meselaaa

150 milyon kez yazdım ama bir daha yazmassam çatlarım.

Meze by Lemon Tree mönüsünde küçücük değişikliklere gitti ama hala muhteşem, hala aynı kalitede devam ediyor ve bazı şeylerin tesadüf olmadığını gösteriyor.

Keza Peymane de öyle, herhalde son 1 ayda en çok gittiğim yerler buraları ve hiç de pişman değilim, yine olsa yine yaparım!

Meselaaa

Monet var!!!

9 Ekim – 6 Ocak arası, Goja gibi olur da gidemezsem hangi yüzle bir daha blog yazarım bilemiyorum. Ancak Müzede Changa’yı ne kadar çok sevsem de küçük bir mönü değişikliğine gitmezlerse bundan sonra etrafta restoran kovalayacağim Sakıp Sabancı Müzesi programlarıma.

Meselaaa

Geç tanıştığım yazar (gerçi film versiyonunu izlediğim A Single Man’i de o yazdığına göre ucundan tanımış sayılırım) Christopher Isherwood’un Hoşça Kal Berlin’ini bitirmeliyim. O kadar dinamik ve muhteşem bir dili varmış ki geç tanıştığıma baya bir üzüldüm. Herkese tavsiye ederim.

To do list’imi daha da detaya inerek uzatabilirim, mesela roasting pan aldım ve herşeyi roast etmek için sabırsızlanıyorum, ama yemeği daha yapmadan bahsetmek saçma olacağı için hiç konuya girmiyorum.

İyi de yapıyorum.

Bu kısa yazıyla şeytanın bacağını kırdığıma ve balinadan çıktığıma umut ediyorum.

I believe the Whale got sick

That’s why I have this blues

I do believe one day

He will finally turn me loose