Takip Et:

The Good, The Bad & The Ugly

Foodie biraz tembellesti..

Yemek yapamiyor, yazi yazamiyor.

Ama bugun buna bir son verilecek, once bir yazi, ardindan yarin cilgin bir recel gunu yasanacak!

Arnavutkoy’e yolum dusunce Kolaylar Manav’a ugramamak olmazdi, biraz dedikodu, biraz alisveris, sonra yine biraz dedikodu. Sizinle paylasabileceklerim arasinda -ki duyunca pek sasirmayacaksiniz diye tahmin ediyorum- yeme icme sektorunun pek iyi durumda olmadigi var. Sigara krizi yasanirken ben de “nasil atlatabiliriz” diye kafa yoranlardandim. 23:59 krizine uzak kaldim. Nedense pek de uzuldugum soylenemez. Cunku sigara krizi gibi alistira alistira, gunleri saya saya gelmedi, kimse su duvari yiksam, su kaldirimi isgal etsem diye hesap yapamadi. Herkes yuksek desibelli muzikle dans ederken saatler geceyarisini vurunca bir de baktilarki balkabagina donusuverdiler. Siyasetcilerimize de “simdi bakalim su ayakkabiyi bu sefer de kimin “ayagina” soksak, himmm sarap ureticileri nasil?” diye bir sonraki adimlarini hesaplamak dustu. Too bad.. Kimin icin? Alkolik, civisi cikmis yiyecek-icecek sektoru icin mi? Yoksa biraz daha genis yuzolcumune sahip (814.578 km2) bir isletme icin mi?

..The Bad.

Neyse gecelim bu konulari gelelim kulturel gezimize.

Bu seferki istikamet Rahmi M. Koc Muzesi.

Bana gittikce Ekvator’a yaklastigini dusunduren tropik iklimiyle, Istanbul yine sasirtti. Bu sebeple bogaz turu yapmayi planlarken bir anda kendimizi muzede buluverdik. Oralara gitmisken Cibalikapi Balikcisi’nda yeriz derken yagmurlu havada taksi bulmanin imkansizligi bizi Halat Restaurant’a itti. Iyi de oldu sanki!

Oncelikle muze gezisi..

Bu muzenin bize hissettirdiklerini size en kisa yoldan soyle aciklayabilirim.

Zenginlik boyle birsey olsa gerek!

Rolls Royce mu? Koy muzeye..

Aaa bi tane daha mi?

Ya da 30’s Plymouth (favorim)

Denizalti?

Riva?

Hem de 2 tane!

Ucak, vapur, tren..

Hersey o kadar duzgun bir sekilde sergilenmekteydi ki ozel sektore (Koc olmasinin etkisi buyuk olsa gerek) olan sayginiz bir anda tavan yapiyor. Tamam Halic’in kiyisinda cok guzel binalari vermis devletimiz ama ne restorasyonlar gorduk aslinda hic yoktular..

Hersey gayet duzenli, calisanlar saygili, gozunuzu rahatsiz edecek detaylar bulmak pek de mumkun gozukmuyor. Ne mutlu bize..

On kisimi geziyoruz, arka tarafta maketler oldugunu ogreniyoruz ama aciz ve acikcasi pek de ilgimizi cekmiyor, balikciya gidelim bari derken bir anda ilahi adalet devreye giriyor ve bardaktan bosalircasina yagmur yagmaya basliyor. Hadi bari arka tarafi da gezelim belki de yagmur diner diyoruz.

Bizans doneminden kaldigi zannedilen bina Osmanli doneminde dokumhane olarak kullanilmis. On taraf da cok hos olsa da bu binanin kubbeleri los isiklandirmanin da etkisiyle sizi bi ayri etkiliyor.

Oyle cok etkiledi ki artik yemege gitmemiz gerekiyor!

Yagmur devam, tabi taksi de yok..

O zaman Cafe du Levant’i pas gecip Halic kiyisindaki Halat Restaurant’a gidiyoruz.

Monusunun cok kapsamli oldugunu soyleyemeyecegim (tam sevdigim gibi), ancak herkese hitap edebilecek birseyler bulmak mumkun. Corbasi, zeytinyaglisindan risotto, bonfile ve gunun baligina kadar cesitlemeler mevcut.

Baslangic olarak kadayifa sarili karidesler baharatli sos esliginde geliyor. Bir taneyi paylasmayi tercih ediyoruz, 1 porsiyonda 3 tane olmasina ragmen pratik ve deneyimli garsonumuz 2ser tane karidesi kondurdugu tabaklari onumuze birakiveriyor.

Taratorumsu bir sosun uzerinde kadayifa sarili citir citir kizarmis karidesler hem de ustelik tam kivaminda pismisler! Belki fazla imajinasyon olabilir ama sanki kadayifin icindeki kucuk siyah parcalar bana yosunmus gibi geldi. Sormayi unuttugumdan afaki konusuyorum, o niyetle yiyince oldukca guzel bir lezzet kattigini soyleyebilirim, umarim yosundur.

Ben surf&turf takilmayi tercih ediyorum ve “firinda pismis dilimli bonfile yaninda truflu patates ve kirmizi sarap sosu ile” istiyorum.

Oncelikle belirtmek istedigim konu truflu patates yaninda degil etin altinda, digeri dekorumsu tatsiz bir pure. Ama olsun, truflu patates puresi sarap sosuyla karisinca daha da bir guzel olmus. Bonfile istedigim gibi medium-rare pismisti, yumusacikti ve trufle inanilmaz bir uyum icindeydi. Genelde pek et yiyen bir insan degilimdir ama bu oldukca lezzetliydi, bir daha gitsem yine bunu soyleyebilirim hatta biraz abartiyim bunu yemek icin bile gidebilirim!

Husper kalkan tava istedi. Zamani olmadigi icin, kucuk ve etsiz balik gelir diye korktum. Makul buyuklukte geldi.

Kurutulmadan, yagi emmeden, derisi citir ici yumusacik kalacak sekilde basariyla pisirilmisti. Bunu da begendik.

Sirada tatlimiz var. Yine 2 farkli secim yaptik.

Ilki dondurmali profiterol.

Yaz sicaginda profiterolun icini dondurmayla doldurmak oldukca iyi bir fikir olmus, daha bir ferahlatici. Ama yine profiterolun hamurunda (pate a choux ya da patasu) bir problem vardi (Topkapidaki Karakol Restaurant’ta da begenmemistim). Fazla sertti ve ici kuru kuruydu. O yuzden kasik degil ama hatir hutur catal bicakla yemek daha kolay olur.

Diger secimimizi garsonumuz pek bir ovdu biz de guvenelim dedik. Bademli dantel biskuvi icinde kremali cilek ve soslari. Ne kadar havali degil mi? Dantel biskuviye pek anlam veremeyince baktik ingilizcesinde milfoy diyor, kendimizi daha bir aydinlanmis zannettik.

Sonra tatlimiz geldi.

Dantel denilen sey bildigin tuile hamuru denilen kitir meretmis. Genellikle bunu dondurma filan servis edilirken kap haline getirilmis olarak goruruz. Ya da tatlinizin uzerindeki anlamsiz “duran daire” olarak. Bol seker icerdiginden kolay kolay yumusamaz o yuzden ozellikle dekoratif acidan biraz hayat kurtaricidir diyebiliriz. Burada ise neredeyse tatlinin ana malzemesi haline gelmis. Birlesim olarak sevdik ama fonksiyon olarak kitirin alt kati ulasilamazdi! Cok ince oldugundan tabaga yapismis izlenimi veriyordu. Diger elemanlarla iyi kaynasmislar. 3lu sos -karamel, vanilya, framboaz- kremali cilek ve tuile hamuru da yine kalori acisindan bir bomba olsa da size ben cok hafif bir tatliyim diye goz kirpiyor. Size de yemekten baska care kalmiyor.

Halat Restaurant, son derece basarili servisi, lezzetli yemekleriyle, Halic’in en guzel yerinde olmasinin avantajini birlestiriyor ve bizim oradan oldukca mutlu ayrilmamizi sagliyor. Ama o da ne yoksa bu mutlulugun sebebi az once acan gunes mi!

Iyi ve guzel seylerin diyarindan ayrilip donus yolumuza koyuluyoruz.

…The Good.

Muzeden cikiyoruz ve ilk gorduklerimiz Fener Rum Lisesi’nin ihtisamli binasi..

..ve Bulgar Kilisesi (hikayesi oldukca ilginc, yapimini engellemek icin 1 ayda bitirme sarti konulunca Viyana’da dokme demirden yaptirip Tuna Nehri’nden Karadeniz’e gecis yaparak Balat’a getirilip monte edilmis)..

.. sizi essizlikleriyle etkilerken birden baska bir manzara ruyadan uyanmaniza yardimci oluyor!

Tarihi Balat’in kiyisini susleyen deniz taksiler antik estetige adeta modern bir surrealizm katiyorlar.

Zaten o andan sonra hicbirsey eskisi gibi olmuyor.

Sadece ama sadece cirkin gorunumlere odaklanmaya basliyorsunuz, karsinizda heybetli bir sekilde dikilen Yeni Camii yerine onundeki cirkin kopruyu goruyor gozunuz.

Ya da Karakoy’e bakmaya calisiyorsunuz, ama o da ne Karakoy’u sanki bir cruise gemisine sigdirmislar! (Acaba diger taraftan bakanlar nasil hissediyorlar?)

Deniz tarafina bakmak istediginizde daha da pisman oluyorsunuz cunku yeni nesil vapur ve arabali vapurlar nostaljik ve de sempatik seleflerini bir hayli aratmakta..

Su ana kadar biraz ipucu verdigimin farkindayim ama ben yine de uyarayim sizi; bu yazi artik optimist havasindan uzak bir hal alacaktir, hicbirsey daha guzel olmayacak yani!

Gumussuyuna dogru yaklasiyoruz, Park Hotel diye bir otelin varligindan haberdar miydiniz, ben degildim. Husper’in anlattigina gore az once gorecegimiz beton yigininin yerinde Pera Palas karakterinde bir yapi olan Park Hotel varmis. Sonra ne yazikki yerine bu binayi dikmisler, koymuslar, yigmislar..

Istanbul ongorunum intihari da bu noktadan itibaren basliyor ve bunlar neye sebep oluyor haberiniz var mi? Istanbul, Unesco Dunya Miraslari listesinden cikarilmasi tehlikesiyle karsi karsiya cunku Istanbul cilgin bir yapilasmayla karsi karsiya! 2006 yilindan beri tarihi yarimadada bulunan 4 bolgenin yeterince korunamamasi sebebiyle uyari alip duruyoruz, peki bunu engellemek icin birsey yapiyor muyuz? Gerci suclu da belli! Bizden oncekiler..

Olabilecek en cirkin goruntu de bu. Daha bircok fotograf cekmistim ama vazgectim onlari koymaktan. Sozun bittigi nokta, ya da unlem mi desem..

…The Ugly.