Takip Et:

Suvla Shop ve Bir de Tarif

Bu hafta çok kararsız kaldım. Bunda Öykü’nün etkisi bir hayli büyük. Yeni hobi olarak blogun imaj danışmanlığını edindi kendisine. Arayıp devamlı şunu şöyle yap, bunu böyle yap diyor. Çoğu söylediğinde de haklı ama ben biraz daha bencilce kullandığım için blogu pek işime gelmiyor. Daha çok tarif ver diyor, çok inanılmaz yaratıcı şeyler yapmadığım için tarif vermek içimden gelmiyor. Ama her hafta Öykü’ye bir yemek tarifi verince çok da yaratıcı olmasına gerek olmadığını daha iyi gördüm. Arada sırada evde yaptığım yemekleri de paylaşmaya karar verdim.

Bahçemizde minik (gerçi artık pek de minik sayılmaz) bir kedimiz var, Toma. Gezi olayları sırasında doğduğu için adını böyle koyduk. Bir de kardeşi Poma vardı ama ne yazıkki o pek uzun yaşamadı. 2 gün boyunca koltuğumuzda hiç yemek yemeden su içmeden yatınca ve dışarı da çıkmak istemeyince hasta olduğunu anladık. Cihangir’de Papsi diye 24 saat açık bir veteriner var, üstelik sokak hayvanlarını da indirimli olarak tedavi ediyorlar. Daha önce de hasta bir yavrumuzu oraya götürmüştük. Toma’yı da yine onlara emanet ettik. Meğerse ikimiz de aynı soğuk algınlığı belasından karşılıklı yatıyormuşuz. Ama onun durumu tabi biraz daha ağırmış. 40,5 ateşi varmış ve enfeksiyon ciğerlerine inmiş. 5 gününü orada geçirdi ve şimdi sapasağlam. Yalnızca biraz daha yabani oldu, bu travmayı da atlatır diye umut ediyorum. Ne de olsa hayatta! Veterinerin bulunduğu sokağın tam köşesinde de Suvla Shop var. Daha önce de görmüştüm ama girmeyi akıl edememiştim. Bu sefer arabayla geldik, taşıması da kolay olur diye artık bir gireyim dedim. O gün bugündür de sıkı bir müşteri oldum.

Suvla şaraplarıyla ilk tanışmam Sensus sayesinde olmuştu. Galata’daki Anemon Otel’in altındaki şarap butiğinde onlarca yerli şarap bulunuyor. Son çıkan alkol yasasından sonra gerçi şişeleri açmadan satamıyorlar ama orada oturup içebilirsiniz. Rezervasyonsuz gitmeyi denemeyin hep dolu çünkü. Şarap satışlarında sorun yokken bir gidişimizde değişik bir roze deneyelim dedik ve Suvla’nın karasakız üzümüyle yapılan Blush’ından alıp bayılmıştık. Oradan aklımda yer etmişti Suvla’nın şarapları güzel diye. Suvla Shop’a da birkaç şarap alırız diye giriyoruz. Blush Karasakızlarımızı alıyoruz. Fiyatları da oldukça uygun 24tl. Bir de ödüllü şarapları var Sur diye. Onu da aldık ama henüz deneyemedik. Magnum boyutunu aldığımız için arkadaşlarımızın olduğu bir gün açarız dedik. İçmeden bir yorum yapmayayım.

Benim Suvla shop’tan asıl bahsetme sebebim ise Kilye doğal ürünleri ile beni tanıştırması. Malum kış olduğundan yemeklere taze domates yerine demko doğranmış domateslerden katıyordum. Ama beni pek kesmiyordu. Fazla sert geliyordu. Bir de baktım raflarda Kilye Sadece Domates, parlak kırmızı rengiyle yaz domateslerini hatırlattı. Birkaç kavanoz aldım. Oradaki beyfendi de konusunda çok bilgili bir yandan da Gelibolu üzüm ve zeytinleri hakkında bilgiler veriyor. Buradan da konu zeytinyağına bağlandı kaçınılmaz olarak. Kilye naturel sızma çiğ zeytinyağının üretiminden ve doğallığından bahsedince onu da atlamak olmazdı. Böylece ufak çaplı bir Suvla ve Kilye ailesi oluşturup eve geldik.

Processed with VSCOcam with c1 preset

 

Domateslerin rengi o kadar hoşuma gitti ki kokusunu da merak ettim. Konservelerden birini açıp bir koklayayım dedim. Tahmin ettiğim gibi yaz domatesi kokuyordu. Şimdi açmışken birşey pişirmemek olmaz dedim. Buzlukta her zaman temizlenmiş karides bulundururum. Bari onlarla bir sos yapayım dedim. İyi ki de öyle yapmışım süper oldu. Size basit bir  domatesli sos tarifi vereyim siz karides değil de zeytin, patlıcan ne isterseniz koyabilirsiniz.

1 diş sarmısak, soyulmuş, bütün halde

1 küçük soğan, minik doğranmış,

2-3 çorba kaşığı zeytinyağı (ben gözkararı koyuyorum siz de öyle yapın bence)

1/2 kg kilye sadece domates, doğranmış

5-6 adet orta boy karides, temizlenmiş, bağırsakları çıkarılmış

tuz ve karabiber

1 tutam maydanoz, tütün kıvamında doğranmış

Yarım paket spaghetti

Zeytinyağını sos tenceresine koyun ve altını orta ateşte açın. Sarmısağı sevmeme rağmen diğerlerinin tadını bastırsın istemediğimden zeytinyağına bütün olarak koyuyorum. Yağ kızınca soğanları içine atıp tuzu ekliyorum. Tuzu bu noktada koymak soğanların ölmesine yardımcı oluyor. Pembeleşince domatesleri ekliyoruz. Taze çekilmiş karabiberi koyuyoruz. Altını kısıp yavaşça pişiriyoruz. Bu arada başka bir tencerede su kaynatıyoruz. Kaynayınca bir tutam tuz ve spaghettileri atıyoruz. Eğer domates çok suyunu çekerse makarnanın suyundan içine katabilirsiniz. Makarnaları suya attıktan biraz sonra karidesleri sosun içine atıp altını biraz daha açabilirsiniz. Suyunu çok kaybetmemesine özen gösterin. Karidesler opak bir renk aldığında sosumuz hazır oluyor. Makarnayı paket talimatlarına göre (ben 1-2 dakika azını tercih ediyorum) pişirdikten sonra süzün ama sakın su altına sokmayın. Sosla karıştırdıktan sonra servis edebilirsiniz. Benim fotoğrafımda makarnanın üzerine sos dökülmüş, tavsiye etmem. Sosla makarna en iyi tencerede karışır. Üzerine parmezan peyniri de tavsiye etmem, deniz mahsülleriyle parmezan servis etmek pek adetten değildir. Siz üzerine bir tutam maydanozla servis yapın. Afiyet olsun!

Processed with VSCOcam with f2 preset