Takip Et:

Sumo Sushi Rules

Amsterdam seyahatimizin üzerinden 1 yıl geçmeden yazamayacağımı düşünürken artık yeter dedim!

Hazır evimin kapısının önünde Matthew Bellamy sesli çocuk konser verirken bence bundan daha iyi bir zaman olamazdı.

Anlatacağım yere az da olsa ayak uydursun diye yaseminli yeşil çayımı (bu arada Doğadan’ın büyülü bohça serisi efsaneymiş) da aldım.

Hafızamı zorlamaya başlayabilirim…

Yok canım, ne zorlaması! Daha dün gibi hatırlıyorum.

Uçaktan inip koştur koştur ilk gittiğimiz yer, gören de Amsterdam’a değil de Tokyo’ya gelmişiz sanır.

Ama tavsiye Kerem’den çıkınca, biz de suşi delisi olunca, kaçınılmazdı.

Image

 Ta taaam!

Sumo Sushi

Burası garip sisteme sahip casual bir japon restoranı, böylelikle uçaktan iner inmez gitmek için doğru bir adres.

Yalnız küçük bir sorun var, o da acaip bir sisteminin olması.

Yorgun argın anlamanız biraz zaman alıyor, aslında hala da tam anlayabildiğimi söyleyemiyeceğim.

Ciddi ciddi kuralları var yani, bakınız!

Öncelikle bu sempatik yer yiyebildiğin kadar ye (ama bokunu çıkarma, yoksa daha para keseriz) sistemiyle çalışıyor. Burada anlaşılmayacak birşey yok.

Ancak 1 kişi 1 defada 5 taneden daha fazla sipariş veremiyor, yani round yapıyorsunuz, ya da 5 çeşitten bir sürü mü söylenebiliyordu. Biz anladığımız gibi menü kartını doldurmaya başladık, sonra sipariş alınmaya geldiğinde yanlış olduğunu anladık. (bakınız fotoğraftaki menünün üzerindeki karalamalar) Neyse belli ki hala daha anlamamışım. (son bir deneme; galiba herkesin 5 çeşit ve o 5 çeşitten en fazla 6 tane söyleme hakkı var, bir de bunu öğle yemeğiyse 2 saatte, akşam yemeğiyse 2,5 saatte yapabiliyorsunuz)

Size tavsiyem sistemle kafanızı karıştırıp, sushileri es geçmeyin.

Çünkü burada alıştığınız, ağırlaşmış balık ve tıkıs pilavdan sonra ef-sa-ne geliyor!!

 photo-1

Özenle yapılmış sushi pilavı nasıl da ışıl ışıl parlıyyor, birbirine yapışmış ama ezilmemiş, bütün ve diri. Unutmayın ki sushi balık değil pirinç yemeğidir, başrolde o vardır, kötüyse balık ne kadar muhteşem olursa olsun yediğinizi vasat bir sushi yapar. Burada da bir lokma büyüklüğündeki nigirilerin üzerindeki balıkların da ustaca kesimi ve tazeliği pilavdan eksik kalmıyor. (bu ara her daim favorim, ama ebi yani sweet shrimp)

photo-4

Sırada nigiriden sonraki ikinci gözdem temaki’de. Buradaki de en büyük sorun yosun lastik gibi gelir, çünkü hazırlayıp uzun süre bekletirler ya da yosun yeterince taze değildir. Isırarak yemeniz gereken temakinizi yosun bir türlü kopmayınca bir lokmada bitirivermek zorunda kalırsınız. Halbuki burada ısırdığınızda çıtırt diye bir ses duyuyorsunuz. Zaten yosunların duruşundan de belli. Geldiğinde bekletmeyin hemen yiyin. (buradaki unagi ve avocadolu hand roll)

photo-1

photo-3

Makiye bayıldığım söylenmez, fazla alengirli bulurum. Yine de sushi sofralarının olmazsa olmazıdır. Burada değişiklik olsun diye mangolu, kızarmış tavuklu maki denedik. Bence gayet iyiydi.

Son olarak da sushisinden başka bir şey de deneyelim mantığıyla seçtik.

photo-5

Ve hiç de pişman olmadık. Hatta şimdi düşününce şöyle pişman oldum; keşke yakitorilerden (japon şişler) de deneseymişiz, hele şimdi bir de biz otelde çok yapınca…

Bu gördüğünüz ise usuyaki beef diye geçiyor. Kuşkonmaza sarılmış incecik et ruloları, üzerinde de teriyaki sos ve kıtırlarla o kadar iyiydi ki, keşke yol yorgunu olmasaydık da daha deli gibi yiyebilseydik dedik. Et yumuşacık, kuşkonmaz da mükemmel pişmiş. Kesinlikle atlanmaması gereken bir lezzet.

photo-2

Sumo Japanese sushi & grill restaurant, Amsterdam’a yolu düşen Japon yemeği severlere şiddetle tavsiye edilir. Üstelik basit ve rahat da bir ortamı var. Dilediğiniz kadar sushiyi oldukça uygun (Avrupa standartlarında) bir fiyata yiyebilirsiniz. Ancak unutmayın israftan pek hoşlanmıyorlar, seçerken temkinli olun.

Serrafoodie Amsterdam’dan bildirdi.