Takip Et:

Sardalye Zamanı!

Bir balık isminin bu kadar ikilem yaratacağını bu yazıya başlayana kadar fark etmemiştim.

Sardalya, sardalye, sardalya…

Durmadan kendime söylüyorum hangisi doğru diye.

Türk dil kurumu bile kararsız her ikisini de yazmış, e ben de o zaman ‘sardalye’ diyebilirim, her ne kadar akla sandalyeyi getirse de!

Aslında bu iyi birşey benim için çünkü aklıma hep 360 İstanbul günlerim geliyordu ve biraz mesafeli yaklaşıyordum bu leziz balığa.

Sebebi de oradayken hevesimden ötürü hep en angarya işleri bana sanki muhteşem birşey yapıyormuşum gibi yüklerlerdi, asma yaprağına sarılı sardalye de bunlardan biriydi.

Asma yaprağına sarılı sardalye sorumlusuydum!

Kasa kasa balık gelir, ayıklanır, iç malzemesi hazırlanır, yapraklar dizilir, sardalyeler de yaprağın üzerine, iç malzeme de konur sonra da sararsınız. Oldukça el oyalayıcı bir mezeydi ve o balıkların kılçığını ayıklama bölümüne girişiyorsanız zaten o gün başka bişeye dokunmasanız daha iyi olur demekti, benim de son işimi oluşturuyordu, zamana karşı yarışma durumu da var yani.

Neyse yüzlercesi hazırlanır, eve gidersiniz (sıkıysa başka yere gidin), ne kadar yıkansanız da o koku sanki 3 gün ellerinizden çıkmaz gibi gelir.

Anlayacağınız şu güne kadar sardalye görünce sevinmiyordum.

Balık Pazarı’ndaki balıkçıma gidip de tezgahta görünce artık barış zamanı geldi dedim ve bu sefer orada ayıklattırıp filetosunu çıkarttırdım.

Aklımda 2 farklı tarif vardı ya asma yaprağında ya da İtalyanlar’ın çok yaptığı gibi dolmasını yapacaktım.

Size ikisinden de bahsedeyim, tercih size kalmış.

Asma yaprağına sarılı olan ‘boklu kebap’ diye adlandırılan bir şekilde ayıklanmadan da yapılır, ben ayıklattım, biraz da büyükcene olduğu için kılçığını da çıkarttırdım.

Balıkları hafif tuz, karabiber ve zeytinyağlayıp asma yaprağına sarıp tele diziyorsunuz, dilerseniz mangalda, dilerseniz de fırında pişiriyorsunuz.

Blok halinde de, tek tek de sarabilirsiniz. Asma yaprağı balığın kurumasını engelliyor ve güzel de bir aroma katıyor (tabi ince, damarsızındansa).

15-20 dakika pişirmeniz yeterli, o kadar basit ve sonuç da leziz ki üşengeç bir gününüzde bile hazırlamanız yarım saatinizi alır.

Gelelim bir nebze daha komplike olan tarife.

Sarde A Beccafico

750 gr sardalye, temizlenmiş, kılçıksız

100 gr galeta unu

50 gr kuru üzüm, soğuk suda bekletilmiş

50 gr dolmalık fıstık, kavrulmuş

6 fileto ançuez

1 tutam kıyılmış maydanoz

2 defne yaprağı, parçalara ayrılmış

zeytinyağı, tuz ve karabiber

Tavada 4 çorba kaşığı yağı ısıtın ve galeta ununu kavurun. Süzüp kuruladığınız üzüm, dolmalık fıstık, maydanoz ve galeta ununu bir kasede karıştırın, Tuz (Ançuez olduğundan dolayı az koyun) ve karabiberle tadını ayarlayın. Kılçığı çıkarılmış, doğranmış ançuezi de karışıma ekleyip iyice karıştırın. Sardalyelerin deri kısmı dışa gelecek şekilde, kafa tarafına yakın bölüme 1 tatlı kaşığı galeta karışımından koyup, kuyruğa doğru rulo yapıyoruz ve kürdanla tutturun. Hazırladıklarımızı yağlanmış bir tepsi ya da pyrex’e dizebilirsiniz. Üzerine defne yaprağını serpiştirip biraz zeytinyağı döküp 180°C fırında yaklaşık 30 dakika pişirip sıcak sıcak servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun!

Siz bu tarifi okurken ben İtalya’da olmayı umut ediyorum.

1 sene öncesinden belli bir seyahate, benim nazlanmam sonucu bir türlü kendimi adapte edememiştim.

Ancak konserler, festivaller pek bir tarih tekerrür ediyormuş havası yaratınca, bunu değiştirmek lazım dedim, tabi bi de Travel&Leisure’a yazacağım yazı da var, ve gitmeye karar verdim.

Caz Festivaline gidemiyor olmak – özellikle de 7 Temmuz’daki Tribute to Miles- her ne kadar çok üzse de blogum için çok daha renkli olacak.

İtalya’da nereye gittiğimi de takip etmeye devam ederseniz göreceksiniz!

Ciaooo…