Takip Et:

¿Qué tal?

Foodie’niz yeni programlar peşinde koşarken birden kendini bir çıkmazda buldu.

Herhalde konserlerin sayısı kadar yeni yer açılmamasının bunda bir etkisi de vardır.

Yarın annemle İKSV Salon’da Tok Tok Tok konserine gideceğiz. Tok Tok Tok akustik soul grubu, çok keyifle dinlediğim albümleri mevcut (favorim 50 ways to leave your lover). Konser 22:30’da olduğu için öncesinde bir de yemek yeriz diye düşündüm.

Farklı bir yer arayışına girdim ancak bu sene sanırım konserlerin de bolluğundan her yeri tüketmişiz.

Bird’ü düşündüm ilk önce. Ama hem son dakika yer bulma ihtimalimizin olmamasından hem de yemeklerinin kötülüğünden dolayı vazgeçtim. (Marcus Miller konseri yemeğimizdi)

Da Vittorio, annem tarafından araya sıkıştırmak istemem orayı diye veto yedi, o zaman X, Agatha restaurant ve Mikla’yı da atabiliriz.

Ardından annemden bir öneri Antiochia olarak geliyor, yer yok..

Çok Çok Thai Restaurant (Chris Botti konseri öncesi gitmiştik) bir anda atak yapıyor son gelişmeler karşısında. Ancak orası da benim değişik yer olsun isteğimi tatmin etmiyor.

Yeni yer diyince aslında gitmek istediğim 2 yer var. Meze by Lemon Tree ile 9,Ece Aksoy. Maalesef ikisi de gece konseptimize uymuyor. Annemle meze muhabbeti yapacak halimiz yok. Oraları da geçtik.

Bunları düşünürken farkettim ki aynı muhabbeti çok kısa bir süre önce de yapmışım. Bu sefer annem yerine Mert Ünsal var, Tok Tok Tok yerine Stacey Kent ve restaurant sorunsalımızın da bir cevabı var!

Uzun zamandır gitmek istediğim Şişhane’de bulunmasından ötürü Deniz Palas’a da çok yakın olan Que Tal!

(0212 244 41 40)

Tapas Bar olan Que Tal oldukça sempatik bir ortama ve çalışanlara sahip. Ayrıca ekstradan bazı sevimli sakinleri de var mekanın, hatta öyle ki yemeğinize ortak bile olabiliyorlar.

Hatta dışarda oturuyorsanız sizi uyarmalıyım bu sevimli yüzsüz pisicik her an her yerden çıkabilir, bir anda kucağınıza atlayabilir, kesinlikle laubalilikte sınır tanımıyor.

Gelelim yemeklere, tek tek bahsetmeden önce genel olarak fikrimi söylemek istiyorum. Çok sempatik, keyifli vakit geçirilebilecek bir yer, eğer ki yemek sizin için ön planda değilse. Aralarında güzelleri de var kötüleri de ancak ben ufak tabaklarda meze gibi gelmelerinin dışında çok da İspanyol bir durum algılayamadım. Bakınız…

Bu arada şarabımız çok iyiydi ondan bahsetmeden edemicem, Muriel Selleccione 2008 Rioja idi. Mekandaki tek İspanyol şarabı zaten, şiddetle tavsiye ediyorum. Neyse..

Resimde gördükleriniz soldan sağa kızartma risotto topları, sarmısaklı, kişnişli hardal tohumlu zeytinyağı ve beyaz peynirli humus.

Risotto topları bayağı kötüydü, hem tadı güzel değildi (tadı vasat olan hersey sosla kurtarılmaya çalışılmış) hem de pirinçler dişlerinize yapışıyordu.

En çok beğendiğim bu zeytinyağı karışımıydı, ekmeğe çok yönlendiriyor ama lezzet açısından bir problem yok. Sarmısak çok fazla rahatsız etmiyor, ilk başta korktum istemekten konserde etrafımızdaki insanları düşünerek ama o kadar çok şey yedik ki sarmısak filan kalmamıştır (yani umarım).

Humus’a gelince ilk kez beyaz peynirle deniyorum ve sanki zaten biraz da baskın olmuş. Humus lezzetliydi ama quel alaka demekten alamadım kendimi.

Sol tarafta gözüken hafif beyazlık az sonra köftelere atlayacak olan minik pisicik.

Köfteler o gece 2 tur döndüler masada, Mert diğerlerine beğendi, kediler de onayladı. Ben çok bayılmadım, biraz fazla sert ve kokulu gibiydiler ama bol sosa buladığınızda çok da farketmiyorsunuz.

Patatas Bravas!!!

Bunu her söyledikten sonra bi es veriyorum sanki alkış gelecekmiş gibi =)

Türkiye’deki patateslerin lezzetsizliği bu yemeğinkini de etkilediğinden pek birşey söylememe gerek yok çünkü baharatı, soso yerindeydi. Ama merak ettim bu patatesler bu şekilde hazır kesilmiş hazırlanmış mı alınmış (öyle satılıyor mu bilmiyorum kimsenin günahını almayayım), çünkü sanki öyle gibi de Soslar da öyle gibi geldi aslında da fesatlık yapmayayım.

Bir de son olarak 2 tur döndürmemize rağmen bir türlü fotoğrafını çekme fırsatı bulamadığım ızgara kalamar var mercimek yatağında gelen.

Kalamar lezzetliydi ancak biraz daha kızarmış (kızarmış derken kenarları pembeleşmiş) gelseymiş çok daha süper olurmuş.

Que Tal’de yediklerimiz bu kadar, yolunuz düşerse beğendiklerimizi mutlaka söyleyin, yanına da değişik birşeyler.. Arada lezzetliler deçıkıyor, denk gelmek gerekiyor.

O sebeple umutsuzlukla üzerini çizdiğimiz bir yer değil. Daha iyi olabilir, belki zamanla olur da.

Konser öncesi kararsız kaldıysanız nerde yesem diye, size tavsiye edebileceğim samimi bir ortamı var, yalnız sizin sohbetinizin de bizimki kadar iyi olması lazım.