Takip Et:

Night & Day

WordPress ne oldu sana? Bi anda menum turkceye donustu, ama ne turkce!

Siz anlayabiliyor musunuz bilgisayar turkcesini, hayatimda hic duymadigim kelimeler bir de ingilizceye karistirinca daha da ilginc bir hal aliyor. Report as mature = olgun olarak raporla, tamam anladik ingilizce biliyorsunuz ama biraz da anlamini dusunseniz.. Herseyi cevirebiliyorlar ama nedense “likes” ayni kaliyor, halbuki cok zor olmasa gerek.

Aslinda halime sukretmem lazim, google munakasasi sebebiyle blog’una ulasamayan Merve’yi dusununce..

O sebeple “short kes” Serra diyoruz ve onceki postumuza kaldigimiz yerden devam ediyoruz.

Asitane

A’larda sapka var!

Kariye muzesinin hemen yaninda Kariye Otelinin alt katinda bulunan restoranin genis de bir bahcesi var.

Bu arada restoranin isminin anlaminin pek asit’le alakasi yok. Hangi anlam uzerine koymuslar ismi bilmiyorum, ancak Istanbul’un ilk ismi ve de mevlevihanelere verilen admis. Guzel isim secmisler, hatta benim eski bir ‘asithane’ -ki o ne bilmiorum, belki demirleri veya cami aside etmek icin olan atolye olabilirdi- uzerine kurulmus restoran diye hayalgucumu kullanmama sebep oldu, o kadar komplike degilmis =)

1991’de acilan restoran, Osmanli Mutfagi uzerine. Bizde pek belgeleme aliskanligi olmadigi icin yok olmaya yuz tutmus yemekleri eski belgelerden ayiklayarak bulmuslar. Menude her yemegin yaninda ulasilan en eski belgenin tarihi de var. Genelde 16. yuzyil agirlikli, bana yeterince eski gibi geldi.

Durum boyle olunca insan herseyi merak ediyor. Allahtan garsonlar bu duruma alisik, hemen bize bir tadim tabagi hazirladilar. Baslangiclardan azar azar tatma firsati bulduk boylece.

Bunlardan once masamiza tulum peyniri ve cevizli yesil zeytin ezmesi servisi yapildi, yaninda cevizli ekmekle. Ekmek paskalya coregini andiriyordu. Burdan da +1 puan yazalim.

Tadimliklarimiza gececek olursak. En cok hosumuza giden visneli yaprak dolmasiydi. Kus uzumu yerine visne kullanmak oldukca akillica bir fikir olmus. Hafif tatlinin yaninda eksilik de katmis. Nanesi de yogun oldugundan guzel bir karisim ortaya cikmis. Asma yapragi incecik, damarsiz o sebeple sizde onlarca yeme istegi doguruyor. (Aklima kuzenim Alice’yle babaannesinin yaptigi yaprak dolmalari tencereyi onumuze alip yiyisimiz aklima geldi, o da efsane yapardi yemeyeli uzun zaman oldu)

Kalamar dolmasini menude gormek beni sasirtmisti cunku saray mutfaginda gormeyi pek beklemedigim bir yemek. Ama yerken o kadar yumusakti ki kalamar degil de baska birsey diye de yutturabilirsiniz. Ici bol baharatla yapilmis ve oldukca lezzetli olmustu.

Asil bizi kalbimizden vuran tadimligimiz ise “Beyza Be Cihet-i Borek-i Makiyan”! Ne kadar aciklayici bir isim degil mi?

Tavuklu, yumurtali ve taze baharatli acma borek oluyormus turkcesi. Puf boregi gibi birsey. Yumurta tadi kesinlikle almiyorsunuz. Beni biraz tedirgin etmisti cunku. Bol soganli bir ic malzemesi var. Ama inanilmaz lezzetli, hele puf puf hamuru mukemmel. Mutlaka yiyin.

Bir de babagannus var, digerlerinin yaninda cok siradan gelmis olacak ki ayrica resmini cekmemisim=) Domatesin icerisine kozlenmis patlican ve yogurt ikilisi tam bir yaz mezesi.

Gelelim ana yemeklere.

Isimler ve cisimler yine cok ilginc. O ana kadar inanilmaz yardimci olan ve cok iyi servis yapan garsonumuza biraktim ben tercihi cunku sakizli barbunya gozume takilmisti ve balik balik nereye kadar diye dusundum (genelde garsonlara pek guvenmem cunku bilirimki tavsiye edecekleri yiyecek o gun satmalari gereken yoksa muhtemelen aksama cope gidecek yiyecektir). Bana Mutancana isimli 1539 tarihli bir yiyecegi uygun gordu.

Guvecte kuzu eti, kayisi, arpacik sogan, kirmizi uzum, bal ve badem menudeki aciklamasi.

Serrafoodie aciklamasi ise; yemekte hafif tatlilik seviyorsaniz (tatli-eksi soslu tavuk gibi) begenecekseniz yiyin! Kuzu sevmem diyorsaniz, hic problem degil cunku kesinlikle kokmuyor ve kesinlikle yagli bir et degil. Bana sanki sut danasi yiyormusum gibi geldi (gerci her 2si de hayvanseverler icin ayri bir vahset ama yemekseverler naapsin). Yogun kivamli sos hafif tatli meyveler ve et oldukca guzel olmustu.

Husper 15. yuzyildan kalma bir lezzet olan Levrek Biryan tercih etti.

Levrek karnina konulan karisik baharatlarla izgara edilmis. Baharatlarda en yogun kimyon tadi agza geliyor. Ilginc ama balikla oldukca uyumlu olmustu. Hic kurutmadan pisirilmisti balik. Yaz sicagina oldukca uygun bir tercih.

Tatliya gecersek, oyle cok fazla secenek yok. 3 cesit tatli var, biz de garsonumuzdan yine tadimlik olarak rica ettik sagolsun bizi kirmadi 2 tanesini getirdi.

Karsinizda Helatiye ve Levzine kardesler!

Levzine toz sekerli badem helvasi. Tat itibariyle size badem ezmesi yiyorsunuz hissiyati olusturuyor. Allahtan kucucuk bir porsiyon, bundan daha fazlasi biraz ic bayabilirdi.

Helatiye hanim kizimiz ise gorunuste de oldugu gibi oldukca renkli bir karakter! Gul serbeti icerisinde sakizli su muhallebisi badem, fistik, kayisi ve nar ile suslenmis. Hepsi birlikte de bir tat cumbusu cikmis ortaya. Ilk gul serbetinin tadi geliyor agziniza (cok yogun degil) ardindan narin eksiligi ve kayisinin tatliligiyla birlikte badem ve fistik tadi agir basiyor, ama cok hafif sakiz tadini da unutmayalim.

Bu kadar yedikten sonra kahvesiz yola cikmak intihar olabilirdi. Turk kahvelerimizi soyledik, beklerken garsonumuz potansiyeli gormus olacakki bize yine bir supriz yaparak Asitane yapimi cilek recellerinden hediye etti. =)

Bu kadar yedikten sonra eve gidip bayilmak olmazdi! Biz de bi yer daha gezelim ama neresi olsun, fazla buyuk olmasin sicak olmasin diye dusunurken aklimiza Botero sergisi geldi. Pera muzesinde sergileniyor. Herseyi oldugundan daha sisman resmeden ve sekillendiren ressam-heykeltras. Capcanli renkler, ifadesiz sisman suratlar, tombul tombul bacaklar ve minik ayaklarla komik vucutlar. Cok keyifli bir sekilde izleyeceginiz bir sergi. Bitmeden mutlaka gidin, gorun oyle cok fazla zamaninizi almaz, hem de boyle dunyaca unlu bir sanatcinin bu kadar cok eserini gorme firsati oyle kolay kolay bir daha elinize gecmez.

Ne cok gezmeli bir gundu. Ama ayni zamanda da cok keyifli. Oyle basladi, oyle bitti.