Takip Et:

Legendary Istanbul

2 gundur bunalim bunalim takiliyordum. Hatta dun yagmurlu hava moduna uygun bir post yazmaya bile niyetlendim, Robi Draco Rosa’dan “dancing in the rain” gibi pek sexy bir sarki secince insanin pek yemek uzerine yazasi gelmiyor tabi. Bir daha “singing in the rain”i tercih edecegiz.

Bunalimima artik bir son vermenin zamani gelmisti!

Maalesef hava pek de yardimci olmuyordu, ciksam mi trafik ne durumdadir, yoksa yemek mi yapsam ikileminin icerisindeyken kararimi verdim.

Arabada guzel muzik oldugu surece trafigin pek onemi yoktu, kosullara uygun bir kiyafet secip bir de good companion bulursam gerisi bana viz gelirdi.

Oncelikle muzik seciminde ufak degisiklikler yaptim, ne de olsa amac havami degistirmek. O yuzden “I bruise easily“den “unwritten“li bir playliste gectik, bu tamam.

Good companion ararken “best”ini bulduk, Husper geliyor.

Venedik havasindaki Istanbul sokaklarina uygun kiyafet de tamam.

Istikamet Sakip Sabanci Muzesi, Emirgan!

Ben yollarda saatlerimi harcayacagimi dusunurken hic trafige takilmadan ulastik, muzenin park yerinin de olmasi acikcasi isimizi baya kolaylastirdi.

Zaten olaganustu guzellikte olan Atli Kosk bahcesi yagmurun da etkisiyle daha parlak bir yesile burunmustu, hafif de puslu havayla birlikte insan kendini masal aleminde gibi hissediyor.

Shuttle varken biz yuruyerek cikmayi tercih ettik, boylece biraz fotograf cekme firsati bulduk.

Muzeye gitme sebebimiz Legendary Istanbul isimli bir sergi. Bugunku sel, yagmur ve camurdan sonra hakikaten de cok legendary bir Istanbul.

8000 yillik gecmisinden izleri goruyorsunuz. Taaa eski tas devrinden Osmanli’ya kadar.

Bizans’tan Osmanli’ya. Benim icin biraz uzucu ve hatta sinir bozucuydu.

Boylesine eski bir tarihten, 8000 (yaziyla sekiz bin) yildan bahsedince su anda burasinin Roma filan gibi olmasi gerekirdi. Ama tabi icinde olmayinca insanin, tarihi Hipodrom’un kalintilari uzerine Adliye Sarayi yapmak daha cekici geliyor. Acikhava muzesinden, boyle Atina, Berlin ve Viyana’dan toplanan parcalarla yapilan sergilere kalmak durumunda kaliyorsunuz.

Sakin yanlis anlamayin, sergiyi ben cok basarili buldum ama dedigim gibi yazik olmus koskoca tarihe.

Baslangicta Civilisation’i andiran bir animasyonla Dogu Roma Imparatorlugu’nun baskentini yeniden yaratmislar. Bende bir hayli CIV oynama istegi dogurdu. Agac kutuklerin uzerinde izliyorsunuz, oyyle pek fazla uzun degil. Bizans ve Osmanli Imparatorlugu sinirlarini filan gosteriyorlar.

Buradan tarih oncesi devirlere, sonra Bizans ve en sonunda da Osmanli.

Benim en cok hosuma giden Bizans Hristiyanlik oncesine kadar olan eserlerdi. Ozellikle de Silahtaraga Heykelleri cok etkiledi. Su anda Santral Istanbul bulunan bolgede elektrik santrali insa etmek icin yapilan kazilarda ortaya cikmislar. Devlerin savasi (gigantomakhia) sahnesini canlandirmaktaymis. Yenen ve yenilenler- beyaz mermerden tanrilar vs. siyah kalkerden gigant figurleri. Tabiki cok eksik parcalari var, ama olanlarin guzelligini gormek icin sergiyi gezmeniz lazim.

Heykeller, sutunlar, comlekler, mucevherler, lahitler, kumaslar, kitaplar, resimler, yazitlar. Donemi gozunuzde canlandirmaniz icin size her turlu objeyi sunmuslar gerisi sizin hayalgucunuze kalmis.

Ustelik teknolojiden de yararlanmislar, Istanbul camilerinin kubbelerini sanki icerilerindeymis gibi hissetmeniz icin kubbe seklinde (icbukey) bi sinema perdesi olusturup buna 6 farkli projeksiyon makinesiyle onlarca kubbeyi sufi bir muzik esliginde gezmenizi sagliyorlar. Pek anlatamadim, siz en iyisi mi bunu da gidin gorun. (biz en cok Yildiz Camii’nin kubbesini begendik, Ortakoy Camii de tam bir hayalkirikligiydi!)

Osmanli’nin Istanbul’u fethiyle birlikte tabi sanatsal boyutta bir kuculme meydana gelmis. Onu da ust kattaki Hat Koleksiyonu kurtariyor. Padisahlarin tugralarinin, berat ve tebliglerinin yani sira Hilye-i Serifler de var. O bolumu de mutlaka gezin.

Bu kadar uzun gezdik, e tabi aciktik da!

O zaman sira da Muzede Changa var..

Guzel manzarasiyla tam da yabanci misafirleriniz icin uygun bir restoran. Aksamlari da cok guzel oluyor ambiyans. Autoban tarafindan yapilan dekorasyona zaten diyecek birsey yok. Hersey restoran icin ozel olarak tasarlanmis.

Saldirmaya hazir bir sekilde bekliyorum.

Ilk olarak masamiza uzerine zeytinyagi serpilmis isli lor peyniri ve kizarmis koy ekmegi geliyor.

Aslinda isli lor peynirinde daha cok isli suzme yogurdu andiriyordu. Ben fume peynir, balik, et cok severim o yuzden bunu da cok begendim.

Ardindan ufak tadimliklar soyledik.

Asma yapraginda izgara hellim peyniri, tatli-eksi sosuyla birlikte. Asma yapragi inceydi o yuzden kolayca kesiliyordu, agizda buyumuyordu. Onun icinde pisen hellim de kurumamisti, guzel olmus. Ama tatli-eksi sosa pek bir anlam veremedim. Kotu diyemeyiz ama hafiften bir ne alaka oluyorsunuz.

Kozlenmis biberli sos uzerinde izgara kalamar. Normalde biber yemeyen bir insan olan ben nedense Changa’nin bu sosuna bayiliyorum. Gecen sene geldigimde tarhana kitirlariyla veriyorlardi bu sostan ve butun gece baska birsey yemek istememistim. Kalamarlar da cok guzel izgara edilmisti, kurutmadan.

Armutlu, kabakli ve keci peynirli bruschettalar. En basarili mezeydi. Uzerine cok hafif bir feslegen pesto koymuslar. Keci peynirinin hafif eksisi, armutun tatlisi ve kabagin da sade tadi birbiriyle cok uyumlu olmus. Bundan mutlaka denemelisiniz.

Ana yemekleri hafif secelim dedik. Husper zaten kirmizi et yemiyor, ben de baliksever olarak secimimizi yaptik.

Izgara tavuk ve badem, tursulanmis limon, kuru uzumlu kuskus ve tabbouleh. Anlasilacagi uzerine tatli, eksi, aci vs bir araya getirerek adeta umami olusturuyorlar. Bu tavukta da bunun en iyi ornegi var uzumler ve limonun zitligi.

Izgara tavada yayin baligi ve zerdecalli patates salatasi. Yayin baligini ilk kez denedim ve hosuma gitti. Yalniz bir tarafi biraz fazla kizarmisti. Yagli, beyaz bir tatli su baligi. Oldukca lezzetli. Yaninda ince serit salatalik (yemesi kolay degildi, her tarafima bulasti) ve zerdecalli patates salatasi. Maalesef Turkiye’de guzel patates bulmak zor, o sebeple patates salatasini pek begenmedim.

Bu kadar yemek uzerine tatli dusunmuyorduk ama en azindan bir tane soyleyelim paylasalim, Changa klasigi olan biberli, pismaniyeli, sakizli dondurmali armut tatlisi yerine baklava soyleyelim dedik. Ne de iyi yapmisiz! Bakiniz..

Kaymak ve tarcinli elma puresiyle servis edilen baklava le-gen-dary! Icinde bol fistigi ve azicik serbetiyle asil tatlandirma gorevini tarcinli elma puresi yapiyor ve aklinizi basinizdan aliyor. Kaymak cok bastiracagi icin bu tatlari ben tercih etmedim. Ucundan tirtiklayacagimi dusundugum bu tatlininn yarisini buyuk bir keyifle mideme indirdim!

Bunun uzerine machiato disinda hicbirsey bizi kendimize getiremezdi. Ozel tasarim servislerde gelince onun da fotografini cekmek gerekti.

Yagmurlu havada cok keyifli vakit gecirmenizi saglayacak bir program, benim sikintili havami uzerimden atmami sagladi, tavsiye edilir..