Takip Et:

Jiro Dreams Of Sushi

Maalesef ben o insanlardan değilim.

Anketlerde sorulduğunda ”genellikle belgesel izlerim” diyenlerden değilim.

Yani ülkemizde belgesel izlemeyen azınlıktayım!

O yüzden bugün ”Jiro Dreams of Sushi”den tamamen kişisel beğenimden yola çıkarak bahsedeceğim.

Öncelikle trailer‘ını izleyin derim, siz de biraz fikir sahibi olun.

Image

Yaz aylarında denk mi geliyor bilmiyorum ama mutlaka 1 ilhamverici hikayeye maruz kalıyorum. Geçen yaz Colman Andrews ‘un ”Reinventing Food, Ferran Adria: The Man Who Changed The Way We Eat” isimli Ferran Adria biografisi çok etkilemişti, tamamen yaratıcılık üzerine kuruluydu. Jacques Maximin’in yaratıcılık nedir sorusuna verdiği ”Creativity means not copying” cevabından yola çıkılarak değişen bir hayat ve değiştirilen bir yeme-içme dünyasından bahsediliyordu.

Bu seferki ise biraz daha temele iniyor. Mükemmeliyetçilik ve işine olan aşkla insanın ne noktaya gelebileceğini gösteriyor. 

Zaten bu hikayeyi dinleyince hayatla ilgili öne sürebileceğiniz mazeretler gittikçe azalıyor.

Jiro Ono, dünyanın en iyi suşi ustası kabul ediliyor.

Kendisi 85 yaşında.

İşinde hala aktif olarak çalışıyor, hayatta en çok nefret ettiği şey tatiller, geceleri rüyasından suşi ve onun hakkında yeni fikirler görerek uyanıyor.

Yani işine bu kadar tutkuyla bağlı.

Peki ona neler kazandırmış bu tutkusu?

Sadece suşi servisi yapan 10 kuverlik minicik restoranı Tokyo’da bir metro istasyonunda bulunuyor. Mönüsü ve fiyatlar balık halinde iyi ne balık olduğuna bağlı olarak değişiyor.

85 yaşında ve hala suşileri kendi hazırlayıp servis yapıyor.

Orada bulunan 10 kişiye teker teker elleriyle hazırlıyor.

Her zaman işinin başında, tüm çalışanlarını kontrol halinde.

Orada çalışmak da çok kolay değil, 10 yıllık bir çıraklık süresinin sonucunda size pişirmeniz için verilen şey yumurta oluyor! O da 3-4 aylık deneme sürecinden sonra servis edilebilecek duruma getiriliyor.

İşini ne kadar ciddiye aldığını düşünün.

Ve bu 85 yaşındaki adam hala mükemmeli yakalamadığını düşünüyor ve bunun için var gücüyle çalışıyor.

‘Ben oldum’ diyenlere duyurulur.

Bu restorana gelip de her seferinde aynı fevkalade servisi alan Michelin Guide detektifleri de buranın 3 Michelin yıldızından aşağı bir durumu hak etmediğini düşünüyorlar. Böylelikle türünün tek örneği oluyor, metro istasyonunda ne sommeliersi, ne pahalı şarapları, ne de şaşaalı dekorasyonu olan bu lokanta gastronomi dünyasının en prestijli ünvanını alıyor. Jiro Ono’da Michelin Guide’a giren en yaşlı chef olarak Guinness rekorlar kitabına giriyor.

Ama adamın umuru değil tüm bunlar, onun derdi işine gidip mükemmeli aramak.

İşini iyi yapan insanlara karşı duyduğunuz saygıyı arttıran bir belgesel anlayacağınız.

Ülkemizin taşından toprağından mıdır bilinmez bizde o kadar az var ki bunlardan.

Jiro Dreams Of Sushi’yi izlerken bunlar sadece Jiro ve ailesiyle sınırlı kalmıyor, halde balık satanları gördüğünüzde, onların en iyiyi sağlamak için olan çabasını, Jiro’nun onlara duyduğu güven.

Herkesin bildiği iş tek oluyor, böyle yerlerde.

Diyor ki ben en iyi suşiyi yapabilirim ama balık seçme konusunda balıkçılar kadar iyi olamam, bu işi onlara bırakıyorlar ve karşılıklı güven ilişkisi içerisinde en iyi malzemelere ulaşıyorlar.

Bizde ise en iyi dediklerimizin neler gönderdiklerini size söylemesem daha iyi.

Yemek konusuyla alakanız yoksa bile, işini tutkuyla yapan birisinin hikayesini izlemek ve bir şeyler öğrenmek, ilham almak isterseniz size tavsiyemdir Jiro Dreams of Sushi.

”Ultimate simplicity leads to purity” 

Image