Takip Et:

İstanbul’da Sonbahar’da Bayram

Uzun bayram tatillerinde İstanbul’a bayılırım!

Herkes bir yerlere kaçtığından dolayı genellikle yollar boştur. İstanbul’u en çekilmez kılan özelliği olan trafikten böylelikle kurtulmuş olursunuz.

Her yer daha bir sakindir, koşuşturmaca yoktur ve genel amaç keyif yapmaktır.

Oh ne güzel!

O sebeple bayramlarda genellikle İstanbul’da kalırım ve güzel şehrin tadını çıkarmaya bakarım.

Tabiiki de tek yaptığımız gezme olmuyor, ilk günümüz bayram ziyaretlerine ayrılıyor.

O sebeple ziyaret eden sizseniz (benim gibi) yanınızda götürebileceğiniz, ziyaret edilenseniz (anneannem gibi, ama anneannecim; eğer okuyorsan bu yazıyı lütfen sen yapma! Ben çikolatalı ve muzlu pastandan istiyorum!) de misafirlerinize ikram edebileceğiniz bir tarifle açılışı yapıyorum. Ardından da bayram etkinliklerine geçeceğim.

Farkındayım şeker bayramında değiliz ancak ben de burda kavurma tarifi vermeyi düşünmüyorum.

Bence “Black Bottom Cupcake”i misafirleriniz de tercih edeceklerdir. Tarifi “Magnolia Bakery Cookbook”tan aldım, bugün denedim ve daha dumanı üstünde tüterken sizinle paylaşmak istedim. Bayramın ilk günü anneanneme ziyarete giderken götürmeyi planlıyorum.

Onca cupcake tarifi arasından da bunu tercih etmemin sebebi de nispeten daha sağlıklı oluşuydu. Tereyağı değil de bitkisel yağ kullanılması kalbimi çaldı, ayrıca sadece 1 yumurta var. Kısacası hayvansal ürünler minimumda! (Bayramla pek bir çelişsem de bir yerde dengelenmeli durum sanırım)

Önce malzemelerimiz :

Krem Peynirli Karışım için; 340 gr krem peynir (Pınar Beyaz kullandım ama sanırsam Pınar Krem Peynir de olur)

1/2 kap şeker

1 yumurta, oda sıcaklığında

1/3 kap damla çikolata

Kek için ; 1 3/4 kap un

3/4 kap toz kakao

1 tatlı kaşığı karbonat

1/4 tatlı kaşığı tuz

1/2 kap sıvı bitkisel yağ (ayçiçek yağı kullandım)

1 kap toz şeker

1 kap buttermilk (1 kap süte 1 çorba kaşığı limon suyu koyup 5 dakika dinlendirin)

2 tatlı kaşığı vanilya esansı

İlk olarak krem peynirli karışımı hazırlayalım. Krem peynir ve şekeri çırptıktan sonra yumurtayı ekleyip hepsini iyice karıştıralım ve son olarak da damla çikolatayı ekleyelim. Bir kenara koyup keki yapmaya başlayalım.

Küçük bir kapta un, kakao, karbonat ve tuzu elekten geçirip hepsini karıştıralım. Büyük bir kasede yağ ve şekeri çırpıp kuru malzemeleri (un, kako, karbonat ve tuz karışımı) vanilya esansı ve buttermilk ile birlikte koyalım. Homojen bir karışım haline gelene kadar karıştıralım.

Bu arada 18 adet muffin kağıtlarını kalıbın içine oturtalım ki pişerken devrilmesinler. Kağıtların 3/4ü dolacak şekilde kek karışımından dolduralım, üzerine de 1,5 çorba kaşığı krem peynir karışımından döktük mü hazırlık işlemimiz tamamdır.

Önceden 190°C’ye ısıttığımız fırında 30-35 dakika pişirelim. Bir telin üzerinde yarım saat soğuttuktan sonra servis yapabilirsiniz.

Hem yapımı çok kolay hem de bayramda yenilen ağır yemeklerin üzerine hafif bir tatlı seçeneği..

Evde misafirlerimizi ağırladıktan sonra kendimizi dışarı atabiliriz. Peki ne yapabiliriz?

Öyle çok seçenek var ki!

1- Emirgan’daki Sakıp Sabancı Müzesi 2 sergiye ev sahipliği yapıyor. İlk sıraya koymamın sebebi benim en çok merak ettiğim ve gitmek istediğim sergi olan Ağa Han Müzesi Hazineleri. İsmaili inanışındaki Şiiler’in başındaki imama verilen babadan oğula geçen unvan olan Ağa Han’ın (Günümüze kadar 4 Ağa Han eskitilmiştir, 3.sü Milletler Cemiyeti başkanlığını bile yapmıştır, Harvard Üniversitesi adına burs vermektedir, değerli ve eğitimli insanlardır kendileri. Ağa Han Mimarlık ödülleri ise İslam etkisindeki mimari yapıtlara verilmektedir) İslam eserleri koleksiyonundan parçalar yer almakta. Ayrıca 2009 Jameel Ödülü sergisi de var. Jameel ödülü ise İslam sanatları geleneğinden etkilenen sanatçılara verilmekteymiş. Kazanan ve diğer finalistlerin eserlerini sergilemekteler. Londra’daki Victoria & aLbert Museum’ün ilk olarak 2009 yılında başlattığı bu yarışmada oldukça ilginç eserler olabilir çünkü güncel bir yorumlama getirilmesine dikkat edilmekte.

2- Yeni açılan Dolmabahçe Sarayı Saat Müzesi. 19. yüzyılden günümüze Türk, Fransız ve İngiliz yapımı saatler bulunmakta. Aslında 19. yüzyıl çok eski bir tarih olmadığı için geniş bir koleksiyon izlenimi yaratmadı bende. Ancak sahilde yürüyüş sonrası uğramak için ideal olabilir.

3- Pera Müzesi’nde de 2 adet sergi var. İlki Çarlık Rusyası’ndan Sahneler : Rus Devlet Müzesi Koleksiyonu’ndan 19. yüzyıl Rus klasikleri. Böyle görkemli bir kültüre tanık olmamızı sağlayacak oldukça keyifli bir sergi. Diğer koleksiyon ise Macar ressam Csontvary’e (bir de nasıl okunduğunu çözebilsem) ait. İsmine pek de aşina olmadığımız bu ressam ayağımıza kadar gelince gitmezsek olmaz tabiki! 12 Aralık’a kadar sürüyor aman kaçırmayın.

4- İstanbul Modern Müzesi’nde ise Kutluğ Ataman Retrospektifi bulunmakta. “İçimdeki düşman” başlıklı sergide çağdaş sanatın uluslararası arenadada tanınan temsilcisi olan Ataman’ın video ve enstalasyonlarından hazırlanan bir çalışma bulunuyor. Çağdaş sanata karşı bir ilginiz varsa işte size bir etkinlik!

Bu seferlik müzelerle sınırlıyorum, restoran tavsiyesi isterseniz lütfen önceki postlardan faydalanın. Çünkü Sabancı Müzesi’nin içindeki Müzede Changa, Pera Müzesi yakınındaki Çok Çok Thai Restaurant, İstanbul Modern Müzesi içindeki İstanbul Modern Cafe hakkında daha önceki aylardan kalma yazılarım var, okumak isterseniz isimlerin üzerine tıklayınız.

Ve Foodie iyi bayramlar dileyerek sahneden çekilir..