Takip Et:

Gorkemli Imparatorlugun Mutevazi Sarayi II

Topkapi Sarayi’ni yazmayi biraz geciktirmemin asil sebebi Ilber Ortayli’nin “Mekanlar ve Olaylarla Topkapi Sarayi” (bunun daha kucuk versionu Osmanli Sarayinda Hayat diye de var)isimli kitabini okumaya baslamamdi. Ama baktim kitabi okudukca blogda yazacagim seyler biraz daha uzamaya, adeta bir tarih dersine donusmeye baslayinca kafamda buna bir dur demek lazim dedim ve hemen 2. posta gectim.

En son hazinelerden cikmis bir kenara oturmus dinlenip sirada nereye gitsek diye dusunuyorduk.

Divan-i Humayun daha kucuk ve yol uzerinde oldugundan ilk oraya ugrayip Harem’e gecelim dedik.

Gordugunuz kule Topkapi Sarayi’nin en yuksek noktasi. Ismi Kasr-i Adl’dir (Adalet Kasri). Bu kubbenin altinda Divan toplantilari yapilirmis. Imparatorluk buradan yonetilirmis. Sultan toplantilara birebir katilmaz, bir kafes arkasindan takip edermis. Katilmamasinin sebebi ise erisilmez oldugunun altini cizmekmis.

Duvarda gordugunuz pencere Padisah’in bulundugu kafes bolumu, asagidaki sedirlerde de Divan uyeleri oturur devlet meselelerini tartisirlarmis, Padisah sikildiginda ellerini cirparak toplantiyi dagitirmis.

Kitapta en cok ilgimi ceken bolum soyumuzun uzandigi yeniceriler oldugundan onlardan bahsetmeden gecemeyecegim.

3 ayda 1 Kubbealti’nin onundeki Divan Meydani’nda Ulufe (yeniceri maaslari) merasimleri duzenlenirmis. Yeniceriler meydani doldurur, matbah-i amirede pisen corbalar askerlere dagitilir, eger icerlerse maaslari da vermeye baslarlarmis, yok eger corbalari icen olmazsa bu isyan alametiymis. Zamanla askerlerin sevkini arttirmak icin pilav, yahni ve zerde de dagitilmaya baslanmis. Bir de Ramazan Bayrami ikrami olan baklava alayi var. Sinilerle askerlere verirlermis. Askerler de ertesi gun sinileri mutfaga iade edermis. Ancak zamanla disiplinin de bozulmasiyla olacakki sinileri ic etmeye baslamislar.

Elci kabullerini de genellikle Ulufe Merasimlerine denk getirmeye ozen gosterirlermis ki, duzenli bir sekilde dizilmis binlerce askerlerle elcilere guc gosterisi yapilirmis.

Iste Kubbealti ve onundeki genis meydan. Son resimde gordugunuz cesme benzeri yapi tamir kitabelerinden biri. Saray ne yazikki bircok yangin yasadigindan yuzyillar icerisinde defalarca degisiklige ve tamire ugramis.

Buradan da sirlarla dolu Harem’e geciyoruz.

Herhalde ziyaretci sayisini biraz olsun sinirlandirmak adina Harem’e gecis de tekrar giris ucreti aliniyor. Muze Kart da burada gecerli degil. Aslinda biraz sacma bir uygulama olsa da oyle bir kalabalik varki Topkapi Sarayi’nda, aynisi Harem’de de olsaydi hem muhafaza hem de kontrol edilmesi daha da guclesebilirdi.

Harem..

Sira sira dizilmis sutunlar, duvarlardaki binlerce cinisi, koridorlari size sunuluyor. Gerisi de sizin hayalgucunuze kalmis. Okudugunuz onlarca kitap, gordugunuz onlarca orientalist tablo birer birer gozunuzun onunden bir film seridi gibi geciyor. Haremagalari, cariyeler, sultanlar, sehzadeler; yetistirilmeleri, gunluk hayatlari, eglenceleri ve entrikalari..

Sedirler ve sehpalar disinda pek bir mobilyaya rastlayamiyoruz, muhtemelen oyle fazla birsey de yoktu, duvarlar oyle dolu dolu ki zaten cok esyayi kaldirmaz. Ama insan gundelik hayatta kullandiklari birkac esyayi gormek istiyor gezerken. Boylece kafanizda daha iyi canlandirabilirsiniz saray hayatini.

Harem’e gonderilen yemek tepsilerinin konuldugu mermer tezgahlar bile etkileyebiliyor sizi bu malzeme yoklugunda!

Dusunsenize haremagalari burdan tepsileri aliyorlar, cariyelere sunuyorlar. Su giderleri de yapilmis muhtemelen daha sonra buralari yikiyorlar.

Benim dikkatimi ceken bir baska sey de her odada mutlaka bulunan cesmeler oldu. Yahu ne temiz milletiz diye dusunurken bunun asil sebebi cesmelerdeki su sesiyle gizlice dinlenmeyi onlemekmis. Olsun ama boyle bir duzenegin varligi bile yeterli bence. Hatta eminimki Versailles’da kesinlikle asagidaki resimdeki gibi birsey yoktu!

Kucuk bir alakasiz bilgiden bahsetmeden gecemeyecegim. Eniste anlatmisti. Bastia-Korsika’da tuvaletler balkonda, deniz manzaraliymis! Fotograf icin buyurunuz size link.

Neyse biz kendi sarayimiza donelim.

Icerden gezerken degisik buyukluklerde tavani ve duvarlari bastan sona ya cinili ya da boyali duvarlar, koridorlar. Peki ya disardan?

Cesmenin su gideri yapilirken bile estetige ne kadar da onem verilmis. Istanbul’un en guzel noktasindaki en guzel yapisinin etrafina yapilan yeni yapilar tam bir katliam olmus. Gecmisi bu kadar guzel yapilara imza atan bir millet olarak nerede, ne zaman, ne olduysa estetik duygumuz yokoluvermis. Icinde biraz birsey kalanlar da koru oynamak durumunda kaliyor.

Topkapi Sarayi’na genelde hepimiz herhalde ya ilkokul ya da lisede mutlaka gitmisizdir. O sebeple nasilsa gordum diye dusunup yetiskin halinizle sakin gitmemezlik yapmayin. O yaslarinizdan sonra uzerine eklenen birikimlerle ayri bir etkileniyorsunuz. Dusunuyorum da keske universitedeyken Ahmet Kuyas’in dersleri sirasinda da bir gitseydim belki o zaman da daha farkli bir gozle analiz edebilecektim dersleri. Ama zararin neresinden donulse kardir, never too late diyoruz. Gidin gezin gorun, milletce nerelerden bu noktaya geldigimize daha yakindan tanik olun..