Takip Et:

Gorkemli Imparatorlugun Mutevazi Sarayi I

Yazmaktan cok gezince bir anda postlar birikti. Bekleyen Kosinitza ve Arkeoloji Muzesi ve bir de yazsam mi yazmasam mi diye emin olamadigim Panino Giusto var. Onlari beklemeye alip bu yazida Topkapi Sarayi gezimizden bahsedecegim.

Yine bir haftalik kulturel gezi ve yine Husper ile Bendeniz.

En son ne zaman Sultanahmet taraflarina gitmistiniz?! Ben son gittigimde kar yagiyordu desem (ki o gun de Aya Sofya’yi gezerek zature olmaya cabalamistik) yeterince aciklayici olur herhalde. Cunku bu gidisimde farkettimki trafige kapanmis!

Bir yeri uzaktan gorup, etrafinda dolasip bir turlu ulasamamak bir hayli sinir bozucu oluyor!

Zor da olsa arabamizi park ettikten sonra Saray’in yolunu tutuyoruz.

Daha varamadan yoruluyoruz zaten! Hava da inanilmaz sicak ve maalesef biz Misir Carsisi’na ugramamiz gerektigi icin tam oglen gunesine kaldik. Boyle hisseden bircok insan olabilecegini dusunen uyanik seyyar saticilar yeni bir soluk getirmisler.

Akilli yurdum insani. Bunun yani sira klasik seyyar saticilar da Bab-i Humayun’un onunu mesken edinmis. Ama son derece derli toplular, laf yok!

Biz tabii baska serinleme ve yorgunluk atma yollari tercih edecegiz..

Normalde once muzemizi gezer sonra yerdik, ama simdi bunu degistirmenin tam zamani!

Bu seferki foodie duragimiz ise Karakol Restoran.

Bab-i Humayun isimli ana kapidan girince hemen sol tarafinizda goreceginiz restoran ismini zamaninda odun deposu olarak kullanilan karakoldan almis, Aya Irini Kilisesi’nin hemen yaninda bulunuyor.

2 bolume ayirmislar bahceyi. Genis olan kisim kafe, diger bolum de restoran. Biz restoran kismini tercih ettik. O sirada misafirleriyle yemek yiyen Ilber Hoca’ya selamimizi verip, masamiza oturduk ve soguk saraplarimiz soyledik.

Menu ilk bakista Asitane’ninkini hatirlatti, o sebeple bir hayli heyecanlandik. Sakizli levrek, ordek palazi sis kebabi, kuzu kusgomu izgara gibi degisik yiyecekler dikkatimizi cekti. Baslangicta karisik bir tadim tabagi (porsiyonlari nispeten daha kucuk olan) istedik ancak saniriz boyle bir uygulamalari yoktu. O sebeple karisik dolma tabagi ve baklava hamurunda itirli levrek boregi, sonrasinda da ben ana yemek olarak “firinda otlu levrek ve kum midyesi eksi elmali suzme yogurt sosunda”, Husper ise “Firinda ege soslu levrek ve jumbo karides, maydanozlu ve domatesli taze peynir sosunda” istedik.

Bunlari beklerken ilk olarak ekmegimiz ve zeytinyaginda taze peynirimiz geldi. Garsona ozel olarak yaptiklari peynirin icerigini sorunca %85 yag orani biraz urkutse de oldukca lezzetliydi. Bi de ben peyniri ilk once arpacik sogan zannedip pek bulasmamistim.

Istegimiz buz gibi sarabimizi yudumlarken biraz olsun soluklanmakti, ancak servis oyle hizli isliyordu ki baslangiclarimiz hemencecik geldi.

Karisik dolma tabaginda; yaprak, kalamar, kabakcicegi, patlican ve enginar dolmasi var. Yavru gibi gozuken enginar degil ama dolma olan. Sol tarafta (10a10 kala pozisyonunda) kabak ciceginin hemen yaninda asma yapragi arasinda ic pilav ve enginarla degisik bir soluk getirmisler hosuma gitti acikcasi. Onun disinda cok ozel birsey soyleyemeyecegim. Asma yapragi sertceneydi ve ic pilav da biraz tatsizdi. Ben bol soganli, fistikli ve kus uzumlu seviyorum, Ermeni usulu tercihim anlayacaginiz. Bunlar biraz yavan geldi.

Ben boregi begendim! Levrek, havuc, pazi ve itir citir citir baklava hamuruyla guzel olmustu. Ama Husper biraz tatli buldu, herhalde havucun da etkisiyle hakikaten de sanki icine seker atilmis gibiydi. Beni rahatsiz etmedi ama Husper icinde biraz da eksi bir tat ihtiyaci duydu. Bunun icin de kenardaki nar eksileri bir hayli ise yaradi. Tek kisinin baslangic olarak yemesi icin oldukca buyuk bir porsiyondu, 2 parca halinde sunsalar belki grup halinde gelenler icin kolaylik olur.

Gelelim ana yemeklerimize!

Sunumdan tam puan aldilar, kapakli comleklerde getirildiler, hosumuza gittiler.

Benimki yuvarlak ve daha kubbe gibiydi, ancak genelde diger turistik mekanlar yemeklerin fotografinin cekilmesine alisik olsa da maalesef burasi daha alisamamis, ben bunu cekerken benimkinin kapagini goturmusler =)

Ama bizim icin onemli konu icindekiler.

Ilk kapagimizin altindan cikan : Firinda ege soslu levrek ve jumbo karides, maydanozlu ve domatesli taze peynir sosunda.

O beyaz beyaz gorunenler sanilanin aksine levrek degil, taze peynir. Kivami tuzlu ve biraz daha sertcene mozarella gibi. Tada gelince biraz siradandi. Yine tat eksigimiz mevcut. Hafif sarmisak, feslegen ya da ne bileyim konulabilecek baska tatlar varsa istiyordu biseyler. Domates sos-maydanoz what’s the big deal?! Gerci Pandeli’nin levrek bugulamasinin tarifini duyunca 2 malzemeyle de mucizeler yaratilabilecegini ogrenmis oldum ama bu mucizeden uzakti.

Gelelim benim firinda otlu levrek ve kum midyesi eksi elmali suzme yogurt sosunda yemegime.

Onceden soyleyeyim, herseye tatsiz diyormus gibi gozukmek istemiyorum ama Karakol Restaurant da sansini zorluyor sekerim!

Suzme yogurt sosu yapmissiniz, otlarinizi koymussunuz ama yogurtu ortaya cikartacak eksiligi sonradan uzerine konulmus 2 dilim eksi elmayla saglayacaginizi saniyorsaniz yaniliyorsunuz. Sonunda tadi olmayan yogun soslu otlu levrek yiyince de pek mutlu olmuyor musteriler tabiki. 4,5’tan 5!

Yemekler biraz ustuste gelince tatlidan once kahveyi alalim ve lutfen taliyi 15 dakikaya getirin sarabimizi icmek istiyoruz dememize ragmen tatlilarimiz da hemen geliyor (yanlis anlamayin restoranda yogunluk yok).

Tahin soslu ve krokanli profiterol! Muzeyi gezmek icin bize yeterince enerji verir..

Tahin sosunu cok sevdim, oldukca guzel bir fikir olmus, yakismis. Ama pate a choux (profiterol hamuru) tam bir sungerdi, dolayisiyla  profiterol yemek yerine sosundan kasiklamayi tercih ediyorsunuz.

Enerji bombasi #2. Visne soslu ekmek kadayifi. Arasinda kaymak ve bol antep fistikli. Bunun lezzetini begendim ama to be honest pek kadayif yiyen bir insan degilimdir, cok anlamam yani. Baligin uzerine bu kadar cok tatli birsey oldukca iyi geldi.

Karakol Restaurant Istanbul’un en guzel mekanlarindan birinde bulunmanin ve Feriye Lokantalari’nin bir parcasi olmanin avantajini oldukca iyi kullaniyor izlenimi yaratti bende, buna layik olabilmek icin daha fazla caba sarfetmeleri sart. Servis gereginden fazla hizli olmasinin disinda oldukca iyiydi. Fiyat-performans olarak baktigimizda pek dengede bulamadim, pahali geldi.

Yemege fazla daldik, muze gezecegimizi unuttuk.

Yemekte cok zaman gecirdigimizden, muze de buyuk oldugundan bastan gezecegimiz bolumleri kararlastirdik. Matbah-i Amire ya da daha anlasilir ismiyle Saray Mutfaklari ve devlet hazinesi.

Bab-u’s Selam’dan devletin yonetildigi bolume geciyoruz.

Saray Mutfaklari hemen karsimizda, selviler bize yol gosteriyor. Sade mimarisi ve peyzaji ile sizi mutevaziligiyla etkiliyor!

Mutfagin bacalari tum ihtisamiyla karsimizda dikiliyor, eee kolay degil her gun binlerce insana 50-60 cesit yemek cikarmak. Ama o da ne!

Bu durumda hemen bir “B Plani” olusturmamiz lazim. Saray hazineleri ve harem olarak degistiriyoruz guzergahimizi. Mutfaklarin uzun ve bol sutunlu dis koridorundan geciyoruz..

..ve Babu’s Saade’ye yoneliyoruz. Bu kapidan Harem’in de bulundugu saray kismina geciyoruz.

Deginmeden gecemeyecegim cilgin bir kalabalik vardi. Ozellikle herkes en az bir adet 5 yasindan kucuk cocukla gelmeye ozen gostermis gibiydi. Saray hazinelerini gezerken havasizliktan ve teshir alanlarinin darligindan kalabalik ve kosturan cocuklar birlesince bir hayli bunaltici olabiliyor. Biz daha erken bir saatte gelip tekrar goruruz diye kararlastirip hizli bir sekilde cikiyoruz o bolumden. Ama yine de belirtmem lazim mutevazi saray derken mucevher konusunda ayni ozveriyi goremedim. Agzimiz acik gezdik, tamam Kasikci Elmasi geyigi filan hep yapilir ama zumrut rezervlerini Osmanli Hanedaninin kuruttugunu dusunmeye basladim.

Bunaltici sicaktan bir anda Istanbul’un en guzel manzarasinin bulundugu pufur pufur balkona cikiyoruz.

Bu bolumun hemen altinda da Konyali Restoran bulunuyor, birdahaki sefere de oraya gidecegiz.

Buradan da cikip avluda kucuk bir mola veriyoruz bu arada ben fotograf cekmeye devam tabi..

Harem’e gececegiz ama dinlenmek de guzel geldi hani..