Takip Et:

Drunk Chicken Pie

1 haftadır kar mevzusu gündemimizi ne kadar da meşgul etti.

Eskiden olsa gayet coşkuyla karşılayabilirdim belki.

Çocukken kar=tatil/kardanadam anlamına geliyordu. Üniversite ile birlikte bu rüya sona ermiş oldu. Maalesef kar=yollarda sürünme durumuna dönüştü.

Artık kar yağınca hayat tatil olmamaya başladı. Bunu da en net çılgın bir kar yağışı tüm İstanbul’u etkisi altına aldığında, hem de final haftamızda rektörümüzün sanki Kanada’da yaşıyormuşuz gibi davranmasıyla anladım. Ne tatili, gerekirse bir yerlerden kızak, kayak bulunur yine de okula gelinir. Şaşırtıcı ama hakikaten de geliniyormuş, onu görmüş oldum.

Bu sebeple herhalde meteoroloji kar yağacak deyince pek de heyecanlanamadım.

Gerek de yokmuş, pek nazlı çıktı yağmak bilmedi, yağsa da hayatımıza devam edebildik (kar mı azdı, yoksa belediye çok mu iyi çalıştı onu anlamış değilim, asfalt filan da yalamadık gerçi tuzlanıp tuzlanmadığını anlamak için)

Neyse bari bu soğuk günde size bir yemek tarifi vereyim, malzemeleri öyle pek de problem yaratacak cinsten olmadığı için belki de markete uğramadan bile kolayca yapabilirsiniz.

Tarifi Sophie Conran’s Pies isimli kitaptan aldım. Sadece tatlı olan tartlar değil tuzlular da var. Açıkçası ingiliz klasiği olan Shepherd’s Pie tarzı yemeklere bayılıyorum, özellikle sıkışık zamanlarda misafir geldiğinde çok büyük rahatlık. Hem eti hem sebzesi hem de karbonhidratı bir arada. Yanına bir de salata yaparsanız tüm yemek hallolmuş oluyor.

Bu tarif de tam bahsettiğim gibi, kolay ve önceden hazırlayıp misafiriniz geldiğinde fırına attığınızda yarım saat sonra yemek hazır oluyor.

Fırınımızı 220°C’ye ayarlayıp, malzemeleri hazırlamaya başlayabiliriz.

Malzemeler :

10 gr kuru porcini mantarı (300 ml kaynar suda bekletilmiş)

2 çorba kaşığı zeytinyağı

2 kırmızı soğan, küp doğranmış

3 diş sarmısak, doğranmış

1 tatlı kaşığı kuru kekik

6 tavuk kalça

1 çorba kaşığı un, tuz ve karabiber serpilmiş, biraz ekstra un serpmek için

300 ml kırmızı şarap

1 çorba kaşığı sherry sirkesi

1 çorba kaşığı esmer şeker

tuz ve karabiber

milföy hamuru

1 yumurta sarısı

Bir tencereye zeytinyağıyla birlikte doğranmış sarmısakları atıp, altını orta ateşte açalım. Yağ ısındığında içine soğanları da atıp öldürene kadar pişirelim.

Ara ara karıştırmayı unutmayın, yanmasın. Bu arada kuru mantar suyu çekip yumuşadıysa suyun içinden alalım, suyu atmayın çünkü kullanacağız. Mantarları doğrayıp kekikle birlikte tenceredeki soğanın içine atıp karıştıralım.

Tavukları ister bütün halde kullanıp, sonrasında deri ve kemiği çıkarıp kuşbaşı kesebilirsiniz, ister -benim gibi- baştan derisiz bir şekilde kuşbaşı doğrarsınız. Bir tutam tuz ve karabiberle karıştırdığınız unu tavukların üzerine dökün iyicene bulansın. Bu sayede pişerken hem tavukları yanmasın diye koruyacak hem de sosunu daha kıvamlı hale getirecek.

Sıra geldi soğan karışımıyla tavukları kavuşturmaya. Tavuğu tencereye atıp güzelcene karıştırıyoruz. Dikkat dedin tencerenin dibine yapışıp yanmasın.

Tavuğun rengi değişmeye başlayınca artık son malzemeleri de eklemeye hazırız demektir.

Mantarın suyu, kırmızı şarap, sherry sirkesi (ben yarı yarıya kırmızı şarap sirkesi ve vin santo/tatlı şarap kullandım, yoksa çok zorlamayın) ve de esmer şekeri ekleyebiliriz artık. Koyduktan sonra tencerenin dibine yapışanları kaşık yardımıyla kazıyıp sosa karışmasını sağlayalım çünkü onlar büyük ihtimalle unlar. Bir de tadına bakalım muhtemelen tuzu biberi az oldu, ağız tadınıza göre çeşnilendirin.

Sanıyorum benim ayarım kaçtı ve oldukça sulu oldu benimki o sebeple bu noktadan sonra kapağı açık bir şekilde altını kısmadan suyu uçuncaya kadar pişirdim. (suyu çok da çekmesin, hafif sulu kalsın ki fırında pişerken kurumasın)

Ancak sizin sıvı oranınız benimki kadar fazla değilse kısık ateşte yaklaşık yarım saat pişmeye bırakın. Tüm suyunu çekerse diye kontrol edip su ekleyin.

Baktınız tavuklar pişti, sosu da kıvam bulmaya başladı artık kenara alıp soğumaya bırakabilirsiniz. Benimki gibi çok suluysa ben içindeki tavukları alıp pişireceğim ‘pyrex’e koyup sosu uçurmaya devam ettim, siz de öyle yapın. Eğer bütün kalçadan yaptıysanız derisi ve kemiklerini çıkarıp doğramak sırasıdır şimdi. Dikkat edin sıcak olmasın, iyicene soğumasını bekleyin.

Tavuğun üzerine sosu da döküp bir kenarda beklemeye bırakıyorum. Artık milföy hamurlarıyla ilgilenebilirim.

Bildiğiniz gibi bizde milföy hamurları blok halinde değil de parça parça satılıyor. O sebeple küçük bir yapıştırma operasyonuyla uğraşacağız. Un serpilmiş bir yüzeye ‘pie’ kabının üzerini kaplayacak kadar milföy hamuru koyuyoruz, kenarları üst üste gelecek şekilde. (ben genelde donmuş milföylerle çalışmaya başlıyorum çünkü fazla yumuşayabiliyor, zaten açılması kısa bir zaman alıyor) Üzerinden merdaneyle geçerek hamurların birbirine yapışmasını sağlıyoruz. Çok da zor değil aslında sadece dikkat edin tezgaha yapışmasın. Bütün bir parça hamurumuz olduysa işlem başarıyla tamamlandı demektir.

İsterseniz bu noktada kurabiye kalıbıyla tam ortasına şekil yapabilirsiniz ya da hamuru kalıba koyduktan sonra da delik açabilirsiniz size kalmış tercih. Delik açılmasının sebebi ise içindeki havayı boşaltabilmek.

Pyrex’in üzerine hamuru koyup kenardaki fazlalıkları alıyoruz, üzerine de bir fırça yardımıyla 1 yumurta sarısı sürüyoruz. Drunk Chicken Pie fırına girmeye hazır ve de nazır.

Önceden 220°C’ye ısıtılmış fırınımıza koyup yaklaşık 25-30 dakika pişiriyoruz. Eğer süre dolmadan üstü kızarırsa alüminyum folyoyla kaplayıp pişirmeye devam edin.

Yanında güzel, çıtır çıtır yeşil salata ve bir kadeh de şarabınızla birlikte bundan daha lezzetli bir yemek olamaz şu ‘karlı’ kış gününde, afiyet olsun!