Takip Et:

Deck The Halls

Yılın bu zamanı..

Ne kadar farklı şeyler ifade edebiliyor.

Yılın son haftası kutlamalarla da geçebiliyor, iş yoğunluğu içerisinde de.

Ama haftayı noktalarken çoğumuz bir noktada birleşiyoruz; bir seneyi mümkün olduğu kadar güzel bir şekilde sonlandırmak.

2010’un benim için çok da muhteşem bir sene olduğunu söyleyemeyeceğim o sebeple de bitişini çoook büyük bir mutlulukla kutlayacağım. Aslında yeni yılın başlangıcı sadece takvimde değişiklik yapsa da nedense “fresh start” için bundan iyi bir zaman olamazmış gibi geliyor. Geriye de biraz “secret”a danışmak kalıyor, böylelikle belki de “stand by mode off” olabilir.

Bitiş seremonimize “Christmas Spirit”i yılbaşı ruhu olarak uyarlamakla başlayabiliriz. Herşey bir ritüel şeklinde olmalı.

Kırmız-yeşil süslemeler, etrafta tarçın ağırlıklı bir baharat kokusu ve yılbaşı günü ne yapsak telaşı..

Ki en keyiflisi de o, kimi evde kimi bir partide..

Biz kendi partimizdeyiz, konsepti olsun bu sefer dedik (gerçi house warming partinin de konsepti vardı, kırmızı-siyah o keyifli olunca buna da konsept bulmak lazımdı). Böylelikle temamız “movie night out” oldu. Herkes bir film karakteri, dekor da ona uygun..

Konsept olunca hazırlık aşaması da biraz daha çetrefilli oluyor, bir de söz konusu bir tek biz değiliz. 60-70 kişinin yılbaşısını eğlenceli kılmak biraz sorumluluk yüklüyor. Parti sonrası daha detaylı bilgi vereceğim, ancak şimdi sürprizlerden açık vermek istemem. Yeni yılın ilk yazısını partiye ayıracağım gibi gözüküyor.

Bu yazıyı tamamlamadan diğer yazıya geçmeyeyim en iyisi.

Bari son zamanlarda hep ertelediğim yılın son “post”unu yazma görevini yerine getireyim.

Neden erteliyorum bilinmez, halbuki 2010 lanet bir seneydi.

Belki de sebebi  blogumda da ayrı bir 2010 dosyasında kalacak olması yazdığım bütün yazıların, yaşadığım anılarla birlikte.

Nasıl oluyor bilmiyorum ama en çok unutmayı, kafanızdan atmayı istediğiniz şey bile mazi olduğunda pek bir kıymete biniyor, anıların değeri bu olsa gerek. Geçmişi kıymetlendiren; belki de, üzerine yeni anıları koydukça ondan uzaklaşma fikri. Halbuki gelecek nasıl da aydınlık!

Way canına nasıl bir melankoliye soktu beni 2010, resmen “stockholm sendrom”una dönüştü, bu kadar laf etsem de bitiyor olması neden beni bu kadar üzüyor?

Hele ki bugün mutlu, yarından umutlu bir insan olarak neden dünden kurtulmak bu kadar zor geliyor?

Bilmiyorum.

Bildiğim bir şey var.

O da 31 Aralık gecesi “season finale” muhteşem olacak.

Yeni “episode”lara geçmeden seneyi küçük bir tarifle kapatmak istiyorum. Aslında 15 gün önce (30 gün önce yazmayı akıl etseydim bir de christmas cake tarifim olacaktı, artık seneye) verseydim daha faydalı olabilirdi sizler için. Tarifimiz Arancella isimli bir likör. Güzel tadı ve hoş görüntüsüyle çok hoş bir hediye olabilir. Buradaki fotoğraflar henüz bekleme aşamasında çekildi. Bitmiş halini şişelediğimde de fotoğrafları koyarım.

Bu gördüğünüz fotoğraf ilk günde çekildi, rengine bakınız ne kadar beyaz.

Veee 1 hafta sonrası..

Altın rengine dönen içkimiz Limoncello’nun uzak akrabası ; Spiced Arancello!

Tarifimiz yine BBC Good Food’dan..

Malzemeler :

1 lt vodka

5 portakal kabuğu

1 çubuk tarçın

1 çubuk vanilya

3 adet kakule

600 gr toz şeker

Portakalın kabuğunu beyaz bölümü de dahil etmemeye dikkat ederek güzelce soyalım. Kabukla meyve arasındaki beyaz bölüm içkinin acılaşmasına sebep olabilir o sebeple aman dikkat. Portakal kabuğu, tarçın, vanilya ve kakuleyi bir şişeye koyalım üzerine vodkayı döktükten sonra kapağını kapayalım ve 1 hafta dinlenmeye bırakalım. Bu arada her gün şişeyi çalkalamaya özen göstermek gerekiyor.

1 haftanın sonunda sıra geliyor bir sonraki adıma.

Bir tencereye (veya ısıya dayanıklı herhangi bir kaba) şekeri koyalım üzerine 500 ml kaynar su döküp, karıştırarak şekerin iyicene çözülmesini sağlayalım. Böylelikle şurup elde etmiş olduk.

Şurubumuzu vodkayla karıstırıp tekrardan şişeleyim ve 1 hafta daha arada sırada çalkalayarak dinlendirelim.

Süzüp daha dekoratif olan şişelere geçirip içine de yeniden baharatlardan koyduğunuzda hediyeniz hazır oluyor!

6 ay kadar saklayabilirsiniz.

Benimki yılbaşı sonrası hazır olacağından yeni eve ziyarete gelenlere ikram etmeyi düşünüyorum.

Yılbaşı partimize de bachelor’s jam‘den hazırladım.

Shotlarımızı yapıp “bye bye 2010” diyeceğiz =)

Hepinize iyi seneler, umarım sizin de 2011’iniz benimki kadar “legendary” olacak 😉