Takip Et:

Consequence of Sounds : Antiochia

Fark ettiniz mi bilmem.

Bu blogdaki postlarda bahsedilen yerlere genel olarak hep aynı insanlarla gidildi.

İnsanlar dediğim, arkadaşlarım..

Birlikte vakit geçirmekten çok keyif aldığım arkadaşlarım.

Hepimiz de değişik yerler görmek, tatlar denemek merakında olduğumuzdan bir foodie olarak işim çok kolaylaşıyor.

Birimiz farklı bir yere mi gitti ve çok mu memnun kaldı, hep beraber mutlaka gidilmeli, ya da birimiz güzel bir yemekten mahrum kaldıysa hemen onunla da bir program ayarlanılır. Her zaman çok güzel tecrübeler yaşamasak da çok keyifli zaman geçirdiğimiz muhakkak.

Ancak her ne kadar beraber hareket etsek de hepimizin gittiğimiz yerlerle ilgili farklı düşünceleri olabiliyor. İnsan doğası ne de olsa..

Peki herkesin hemfikir olduğu yer neresi?

Antiochia

(+90(0212) 292 11 00)

Asmalımescitte Minare sokakta bulunan bu şirin Antakya mutfağı Öykü bizi tanıştırır tanıştırmaz favorimiz haline geldi.

Nasıl gelmesin!

Öncelikle ağır ve yağlı yemekler yapan kebapçı havasında değil.

Hava güzel olduğunda -dolayısıyla dışarda oturduğunuzda- cıvıl cıvıl bir ortam var.

Süleyman Gülüm sempatik kişiliği sayesinde sizi çok çok iyi ağırlıyor.

En önemlisi de yemekler muhteşem.

Jale Balcı’nın ürünü, lezzetli mi lezzetli.

Şimdi onlara geçelim..

Mönü diye birşey yok, Süleyman Bey’e teslim oluyorsunuz ve hiçbir pişmanlık duymuyorsunuz.

7-8 çeşit meze var, sıcacık ve de incecik pidelerle (biraz da acı) getiriyor.

Humus, acılı ezme, muhammara, taze peynir, abagannuç, yoğurtlu patlıcan ve zahterli yeşil zeytin gibi..

Ben hiç acı sevmem ama burada bazen zorlansam da pek rahatsız olmadım. Mezelerin hepsi çok güzel ama favorilerim muhammara, humus, taze peynir, yeşil zeytin ve yoğurtlu patlıcan, geriye de pek birşey kalmadı sanırsam..

Ardından haşlama içli köfte (aka. kibbeh) geliyor. Haşlama olduğu için beni oldukça memnun ediyor. Tadından bahsetmeme gerek yok herhalde.

İçli köfteyi kestiğimde yağ fışkırmadığı, tabağım salçaya bulanmadığı için o kadar mutluyum ki.

Genelde mezeler yıldızsa, ana yemekler çok fazla önemsenmez. O sebeple çok da umursamıyorum, zaten o ana kadar mutluyum ki ana yemek faslını geçmeyi düşünüyorum.

Tabiiki bu da düşüncede kalıyor..

Önce kuzu şişten tadıyorum. Yumuşacık ve hiçbir yağ barındırmıyor. Şu kadarcık et nasıl başarıldıysa kurutulmadan ve aynı zamanda kanlı olmayacak düzeyde pişirilebilmiş. Türkiye’de çok fazla kişinin kanlı olunca et yemediği göz önünde bulundurulursa baya iyi bir meziyet oluyor.

Pidelere sarılı dürümün içinde adana tarzı kebaba domates, maydanoz ve soğan eşlik ediyor. Soğanlar sonrasında biraz rahatsız edici olabiliyor ancak yerken hiçbir problem yok rahat olun. Bu da lezzet olarak kuzu şişten aşağı kalmıyor ve şu ana kadar hiçbirşey bizi hayalkırıklığına uğratmıyor.

Tatlılara geçiyoruz ki o da ne! Her ne kadar halimiz kalmamış olsa da, Antakya’nın en meşhuru künefe yok, onun yerine dondurmalı ceviz tatlısı var. Zaten sırf arsızlıktan tatlı istediğimiz için pek umursamıyoruz.

Şuraya mı buraya mı gitsek karmaşası içindeki her kafadan bir ses çıkması durumuna Öykü sağolsun el koyup bizi Antiochia’ya sürükledi. İstisnasız hepimizin, bu güzel yemekler servis edildiği sürece gıkımızı çıkarmadan gideceği bir yerimiz oldu böylece.

The consonants and vowels,

Consequence of sounds