Takip Et:

Borough Market – London

Aslinda ilk olarak Zurich seyahatimi yazmak istiyordum hazir anilar tazeyken, ama maalesef fotograflarin bulundugu harddiski bir turlu bulamadigim icin bari daha eskilerden bir secmece yapayim dedim. Ta taamm Borough Market Londra! Ahh Londra benim ruya sehrim, cok ozledim seni :(((
Ne yazikki kisa bir sure yasadigim Londra’da tekrar ne yazikki cok gec ogrendigim bir foodie adresi. Hatta sadece foodie degil her tur turist-yerli, gezgin-gezmeyen, yiyen-yemeyen insanin bir yerlerden ilgisini cekecek bir pazar. Yedigim ictigimi mi yoksa gezip gorduklerimi mi anlatsam, nerden baslasam..
Oncelikle ufak bir bilgilendirme yapalim. Nasi gitsek? Ben sahsen Londra’da underground ulasimi tercih ediyorum. Ara sira bozulmalar, gecikmeler, tiklim tikis olmalar veya istasyon atlamalar disinda (!) gitmeye calistiginiz yere ulasmada hata payi oldukca aza iniyor. (Gerci o kucuk ufacik hata payina ragmen ben anneme bi hainlik yapmistim, onu da bilaare anlaticam..)Northern Line’a biniyorsunuz, Borough veya London Bridge’de iniyorsunuz, tabelalari takip ettiginizde ve birkac kisiye sorduktan sonra da buluyorsunuz.( Biz Borough Market tabelalarini ararken birkac yerde de Antiques Market tabelasi gorduk ancak etrafta sorunca nerede burasi diye kimse bir cevap veremedi, artik bi dahaki gidiste orayi bulmayi planliyorum) Burasi persembe, cuma ve cumartesileri acik. Sabah saatlerinde oldukca tenha olsa da sizi yaniltmasin oglen tam bir kesmekes ve upuzuuunn kuyruklar oluyor. Hatta tezgahlari gormek neredeyse imkansiz bir hal aliyor. Ayrica tezgahlari duzenli renkli haliyle gormek cok etkileyici oluyor, bizim sali pazari gibi degil cunku..
Insan bozmaya kiyamaz degil mi, tablo gibi adeta. Ama sadece yiyecek de degil cicekler de cok guzel..
Insanin resmen gozu donuyor herseyi almak istiyorsunuz, peynirler, salamlar, cikolatalar, cesit cesit baliklar (en cok da bunlari getiremeyecegime uzuldum) ve neler neler. Gun sonunda siki bir mide fesadi sizi bekleyebilir cunku orda sadece evinizde pisirmeniz icin cig urunler satilmiyor, ayni zamanda orda bulunan yemeklerin cogu pisiriliyor da. Yani pazarci adama bana bi tane deniz mahsullu risotto sariver diyebiliyorsun, yanina da soguk soguk beyaz sarabini aliyorsun ve amaninnn..
Sandvicler, hamburger, fish&chips, paella, cesitli tatlilar… Bunlari her gorusunde canin bir digerinden istiyor ve aptala donuyorsun. Fotograflarimi tararken neden bu yemeklerin fotografini cekmedim diye dusunuyordum ama simdi farkettim o sirada yemekle mesgulmusum 😀
1 haftalik bir tatil icin gitmistim, otelde kaldigimizdan dolayi bu baliklara bakmakla yetindim, ama ilerde birgun tasinirsam Londra’ya (insalla!) bol bol bu tezgahlara ugramayi planliyorum (tekrar insalla!). Cok aklim kaldi..
Biz niye boyle istah acici teshirler yapamiyoruz diye hayiflanmaya baslarsam biliyorum bunu cevaplamak icin onyuzbinmilyon satir harcama ihtimalim oldukca yuksek olacak o yuzden biz kendimizi birakip Borough Market’e donelim. Annemle beraber gittik ve cogu anne gibi sokak yiyeceklerine karsi oldukca supheli yaklastigi icin acikcasi kulagimi tikamam gerekti cunku ona kalsa sadece cicek tohumlari alip donebilirdik..
Ya da bu cicekleri, gerci ben vazgecirmesem (bi de tabi siki havacilik kurallari- ilk kez isime yarayan- olmasa) elimizde saksi saksi ciceklerle donebilirdik. Yasamadim degil, daha once Bodrumdan fidan, cicek tasimisligimiz cok vardir..
Ama o neyseki benim kadar inatci degildiki ben salam, peynir ve cikolatalarimi alabildim. Ingiliz smoked baconlari, stilton ve cheddar peynirleri disinda Ispanyol malzemeleri satan bir tezgah-dukkanimsi sagolsun serrano ham ve chorizo da alabildim
Salamlar tasimada kolay kisim cunku genelde vakumlular, ancakkk maalesef peynirler oyle degil ve valize koyarken iyicene sarin cunku ben ne kadar iyi sardigimi dusunmus olsam da yeterince sarip sarmalayamamisimki kiyafetlerimi kokmaktan kurtaramadim. Bu, kucuk kopeginizin cok hosuna gitse de insanlara ayni etkiyi yaratamayabiliyor. Ona gore onleminizi alin!
Annemle endise icerisinde yeterince dolastiktan sonra onu otele gonderip, arkadasimla bulusmam gerekiyordu ama her anne-kiz gibi “tube” yolunda ufak bir tartisma yasadik ve bunun siniriyle gercekten ama gercekten yanlislikla onu ters yone giden trene bindirdim. Tam filmlerdeki gibi kapilar kapanirken bi anda uyandim duruma, arkadan ne kadar bagarinsam da tabi o karmasada beni duyamadi, ben de trenin arkasindan bakakaldim. Once yerin bilmemkac kat altinda cekmeyen telefonuma sarildim caresizce, tabiiki isime yaramadi. O sirada ayni yone giden baska bir tren geldi, artik ne dusunduysem kendimi bir anda icinde buldum. Sanki “Cabuk su ondeki arabayi takip et” klisesini kullanabilecekmisim gibi. O yuzden bi sonraki istasyonda indim ve geri dondum. Anneme cok uzgun oldugumu, bunu kasten yapmadigimi (gercekten!) ve Londra’nin obur ucuna ulasmadan yanlisligin farkina varacagini umit ettigim bir mesaj yazip arkadasimin yanina gittim.
Neyseki 1-2 istasyon sonra farkina varip geri donmus =)
Annemle dolasirken oldukca tenha olan pazaryeri -ki bu yemeklere daha da kuskuyla yaklasmasina sebep olmustu- geri dondugumde tam bir curcunaya donusmustu. O yuzden pazar gezimi sonlandirmak benim icin en dogru karardi ; siz baskalarini itistirmekten hoslaniyorsaniz saat 13:00 gibi gidin,insanlarin arasindan belki tezgahlari gorursunuz. Ben cok fazla kalabaliktan hoslanmam bu yuzden size tavsiyem 10:30 gibi gidip bosken bol bol fotograf cekip, alisveris yapip; dolmaya baslarken de sarap ve yemeginizi alip bir koseye cekilip sosyallesmek. Oturup da birseyler yiyebileceginiz yerler de var , tercih size kalmis..
Borough Market’a dair son sozum; Londra’ya yolunuz duserse, ugramadan donmeyin. Cunku Londoner degil de Briton olan insanlarin kulturunu anlamanizda size bundan daha seffaf bir rehber olamaz. Her ulke icin gecerlidir bu, pazarlari gezin size cok onemli ipuclari verecektir..