Takip Et:

Baby, It’s Cold Outside

Yılbaşını atlattık!

Hem de ne atlatma, başkalarının partisinde eğlenmek yerine kendi eğlencemizi yaratalım dedik ve başımıza belayı aldık.

Yok bela olmadı, şikayet yazısı değil bu. Sadece ekstradan yorgunluk katıldı eğlence bölümüne o kadar! Hal böyle olunca insanın kendine gelmesi biraz zaman alıyor. Ben de haftasonu yorgunluğunu çarşamba günü atarak kendi rekoruma imza atmış bulunuyorum.

Kendimizi eğlenmeye programladığımız halde yılbaşı gecesi eğlenebilen şanslı azınlıktan olduk böylece, kostümlerimiz de cabası..

Yılbaşını da atlattığımıza göre önümüz sakin gözüküyor!

Havalar da nispeten soğudu, daha da soğuyacağına dair haberler de dolanıyor.

O zaman bu seferlik buzzz gibi havada ne yapsak diye konuşsak.

Dışarı çıkacak halimiz yok herhalde! (evde oturacağımı hiç sanmıyorum gerçi de öyle farz edelim)

Evde oturuyorsak bir seçenek arkadaşlarla olmak. O zaman da devreye bir oyun girebilir.

Reklamlarda uzun zamandır görüyorduk, sonunda deneme fırsatı bulduk ; Cranium!

Acaip eğlenceli, üstelik o kadar karmaşık ki ‘tabu’daki gibi dejenere de etmeye fırsat bulamıyorsunuz çünkü oyun size her türlü hokkabazlığı yaptırıyor.

Gerçi arkadaşlarla yapacak şey çok, ben geleyim daha sakin bir ortama.

Seyahat müziği, kitabı dedik soğuk havanın neden olmasın?!

Mesela bu pazar günü, evde yalnızsınız -ya da değilsiniz, önemli değil- dışarısı buz gibi, ev sıcacık ve siz müziğinizi koyup, kitabınızı alıp (ben hem kitap hem müziği bir arada götüremediğim için kitap yerine blog yazmayı da koyabilirim) kanepede keyif yapmak istiyorsunuz.

Bu durumda size tavsiye edeceğim müzik ya başlıkta okuduğunuz gibi ”Baby it’s cold outside” -ben yeni versiyonunu tercih ettim, siz belki Louis Jordan ve Ella Fitzgerald’dan dinlemek istersiniz, o size kalmış- ya da 2 sene geriye gitmiş olacağım ama Lounge 2009 diye çok keyifli bir albüm var, birçok bilindik şarkıyı lounge tarzında uyarlamışlar. Böylece tam bir pazar sabahı albümü ortaya çıkmış.

Müzik de tamam olduğuna göre kitaba geçebiliriz.

Şu anda David Boratav’dan ”Beyoğlu’nda Fısıltılar”ı okuyorum. Kalbimi ismiyle kazandı, bir de çok sevdiğim Beyoğlu’nu en son çocukken görüp Paris’e taşınıp tekrar nerdeyse 40 yıl sonra ziyaret eden birisinin gözünden görmek istedim. (Gerçi babam da nerdeyse en son o zaman gitmişti)

Kitabın ortalarını geride bırakmama rağmen pek çarpıcı bir etki yaratmadı, hayal alemi, gerçek, şu an ve geçmiş devamlı birbirinin içine geçmiş olduğundan sanırım.

Zaten hedefim de pazara kadar bu kitabı bitirip Umberto Eco’dan ”Baudolino”ya geçmek. Bu kitabı merak etmemin sebebi yine bir bölümünün İstanbul’da geçiyor olması. Gerçi 14.yüzyıl İstanbul’u -ya da Constantinople mu desem- bu sefer bahsedilen, ama benim asıl merakım Huşper’in söylediğine göre bir bölümde bir Osmanlı sofrasından bahsediyormuş, neyse okumadan çok fazla bahsedemeyeceğim kalanını ilerde göreceğiz o sebeple.

Belki ortamı şömineyle filan biraz daha sempatik bir hale getirebiliriz. Eğer çok abarttın derseniz mum ya da tütsü de olur.

Battaniyenin altına girmeye hazır mısınız?

Hayırr!!

Atıştıracak bir şeyler de lazımm!

Aslında sıcak çikolata muhteşem olur ama biz biraz daha zorlayalım bence.

Süt ve yanında çikolatalı bir kek??

Tamam biraz daha ön hazırlık gerektiriyor ama çok kolay, gerçekten!

O zaman tarifime geçebilirim.

Bunu yaparken kitap okumak zor olabilir ama müzik çok iyi gidebilir =)

Tarifimiz meşhur mu meşhurr Magnolia Bakery‘den, hani Sex And The City’de Carrie ve Miranda’nın önündeki bankta oturup (Bleecker Street’teki şubesinde) cupcakelerini yedikleri  pastane.

Tataaamm

Böyle cupcakeleri var işte ama ben size ‘bundt cake’ tarifi vereceğim.

Chocolate and Amaretto Bundt Cake

Normal bir ”cake”ten ayırıp da ”bundt” yapan ortasındaki delik.

Hafif ıslak, yumuşacık ve buram buram çikolata olmayan çok lezzetli bir kek. Hafif badem kokusu da farkı..

Malzemeler :

2 ölçek (Amerikalıların 250 ml’lik klasik ”cup”ları) un

1 tatlı kaşığı karbonat

1 ölçek tereyağı

1 ölçek şeker

1 ölçek esmer şeker

4 büyük boy yumurta, oda sıcaklığında

170 gr bitter çikolata, bain-marie’de eritilmiş

1 ölçek süt

3 tatlı kaşığı badem esansı (Makro’da bulabilirsiniz, Dr.Oetker’in küçük tüplerde)

1 tatlı kaşığı vanilya esansı (Bu da Dr.Oetker’in)

4 çorba kaşığı amaretto ya da herhangi bir acı badem likörü

 

Orta boy bir kasede un ve karbonatı birlikte elekten geçirelim.

Büyük bir kasede ise tereyağ ve şekerleri orta hızda mikserde karıştırmaya başlayalım.

Ardından yumurtaları teker teker, yedire yedire eklemeye başlayalım.

Sonra çikolatayı da unutmayalım, ve iyicene karıştıralım.

Un-karbonat karışımını azar azar süt ve esanslarla birlikte ekleyin.

Son olarak da amarettoyu kattıktan sonra homojen bir karışım olmasına dikkat etmek lazımki keki kestiğinizde topak topak unlar ortaya çıkmasın.

Bence artık önceden yağlanmış, unlanmış kalıba dökülmeye hazır.

180˚C’ye önceden ısıttığınız fırınınızda 50 dakika veya kürdan sapladığınızda temiz çıkana kadar pişirin.

Son olarak da bir bardak sütünüz, müziğiniz ve kitabınız eşliğinde afiyetle yiyin.

Yalnız unutmayın paylaşınca daha lezzetli olur 😉

Ne de olsa ”Baby, it’s cold outside”