Takip Et:

Ajans Serrafoodie

Bayramlar, tatil dönemleri, yaz ve de cuma-cumartesi-pazar üçlüsü insanların en az blog okuduğu zamanlar oluyor.

Ben de fark ettimki şu sıralar yazdığım yazıları hep böyle anlara denk getiriyorum.

Ama ne yapayım, bundan önceki haftalarda bir yoğunluk içindeydim.

Travel+Leisure yazısı (eylül ayını almayı unutmayın!), kurs hazırlıkları, master olayları derken bir de daha da heyecanlandıran bir proje ortaya çıktı.

Yine ketum davranıp açık konuşmayacağım ama umarım babamın desteği ve güveniyle ( şu noktaya kadar sıkılmamışsındır da okuyorsundur diye umut ediyorum pap!) güzel birşeyler ortaya koyacağız.

Kesinleştiğinde birçok aşamasını sizinle paylaşmayı düşünüyorum.

O zamana kadar biraz esrarengiz takılacağım izninizle.

O halde şimdi size durum raporu verebilirim.

Travel+Leisure aldınız zaten, bir daha ondan bahsetmiyorum, 40 ve 48. sayfalarda 2 adet yazımı okuyacaksınız.

Istanbul Culinary Institute’te eylül ayında yokum ancak ekimde kurs olacak bir aksilik olmazsa, tavsiyeleriniz varsa please don’t hesitate to contact me!

Hımm galiba benimle ilgili şimdilik bir görev kalmadı, o zaman diğerlerine geçebiliriz!

∫ƒ § ∫ƒ § ∫ƒ § ∫ƒ

1,5 senedir birçok restoran yazdım. Bu süre zarfında da kimi kendini geliştirdi, kimi aynı şekilde devam etti kiminin de daha inişli çıkışlı bir grafiği oldu. Bunlardan bahsetmek istiyorum.

Şişhane’deki tapasçı Que Tal‘e geçen seneden beri farklı zamanlarda bir çok kere gittim ve her seferinde daha da çok keyif aldım. Yemekler gittikçe daha lezzetli bir hal aldı ve de restoran da sanki daha bir oturdu, kişiliğini buldu.

Yeni yemekler de tattım ve çok beğendiklerimi söylemeden önce geçen sefer resmini koymayı unuttuğum ızgara kalamarla sizi tanıştırmak isterim, hala çok leziz.

Bunun dışında sipariş verirken mutlaka denemeniz gerekenler de; cevizli çıtır nohut (sangrianın yanında bundan daha iyi bir eşlikçi olamazdı), biberli karamelize keçi peyniri (keçi peynirinin kremimsi kıvamı ve nötr tadı karamelize etmenin verdiği tatlılık ve biberlerin bunlara uyum sağlayan biraz daha ekşiye yakın tadıyla çok iyi uyum sağlamışlar, 2. tabağı isteme ihtimaliniz çok yüksek!), balık tempura (yanında tartar sosu ile japonların tempurasından ziyade ingilizlerin fish&chips’ini hatırlatıyor) ve pancarlı humus (humustan ziyade hafif ekşicene nohut püresiydi, pancar fazla baskın çıkınca humusluktan uzaklaşmış).

Sokağa masa-sandalye koyma yasağına rağmen her gidişimde doluydu, eğer çok vıcık vıcık sıcak olmayan bir gün değilse içerisi de sizi pek zorlamıyor.

∫ƒ § ∫ƒ § ∫ƒ § ∫ƒ

Gelelim benim için geçen senenin favorilerinin başında gelen bir restorana.

Yazıyı yazdığımdan beri 3-4 kere gittim ve son seferde durum beni biraz hayalkırıklığına uğrattı ama…

Allahtan ‘ama’sı var, ona gelmeden önce; bahsettiğim yer Meze by Lemon Tree.

Son gidişimde Gençay Bey’e rastlayamadık, yokluğu da hissediliyordu. Mezelerin hem sayısı azalmıştı, hatta zorlandık bile diyebilirim seçerken hem de tatlarında eksiklikler vardı, kimi çok tuzlu, kimi tatsız. Ana yemek olarak aldığımız lokum denen et de ilk yediğimdeki kadar etkileyici gelmedi.

Şimdi gelelim ‘ama’sına.

Bu haftasonu annemler gittiler ve herşeyi eskisi gibi bulduklarını söyleyince çok memnun oldum.

Şef iş başındaymış ve farkını da belli etmiş.

Hem mezeler eski lezzetine kavuşmuş, hem de yine birebir ilgilenilmiş, hatta yeni gelen bir şarap tavsiye edilmiş. Çok da memnun kalmışlar. Anlayacağınız her şey kontrol altında!

Beyti Bey boşuna restoran 1 tane olur demiyor, insanların aynı anda 2 farklı yerde olamayacakları göz önünde bulundurulursa oldukça doğru bir saptama.

∫ƒ § ∫ƒ § ∫ƒ § ∫ƒ

 Yaz konserlerine çok hevesli başlayıp birçoğunu kaçırdım. Ancak eylülle birlikte gümbür gümbür bir kültür sanat etkinliği programı beni bekliyor olacak.

5 Eylül’deki Jamiroquai için bilet almadıysanız hala vaktiniz var, elinizi çabuk tutun, tatil rehavetine düşmeyin.

İlk olarak 12.İstanbul Bienali var 17 Eylül’de başlayacak olan ve Karaköy’de 3 ve 5 numaralı antrepolarda gezebileceğiniz, 15 Eylül’deki Salon İKSV ve X Restaurant’taki bienal perşembe partisini kaçırmayacağız tabiiki!

Tek tek bahsetmek yerine size Salon İKSV programını linkleyeyim buradan, bence hiçbiri kaçırılmamalı. Lamb, John Scofield ve de Stacey Kent sadece birkaçı.

13 Eylül’de (aynı gün Enrico Macias konseri de varmış, belki ilgilenenlerolur) de Babylon’u Jukebox 3D Party ile açıyoruz. Eğer dj performansı dinlemeyi sevenlerdenseniz bu kadar çok seçenek karşınıza çıkmayabilir. Ben çok bayılmam ama üst katta indie club olacakmış, bir de DJ Karayılan (Kaan Sezyum) için gidebilirim.

Aslında dj performansına laf ediyorum da Salon İKSV’deki açılış da öyle olacak. Sanırım Asmalımescit’in son geldiği durumdan sonra arkadaşlarımla eğlenip, dans edebileceğim bir yer arayışındayım o sebeple partilere sardım =)

Neyse, ekimden de kısaca bahsedip önümüzde neler olduğunu bilelim. Muhsin Ertuğrul’da oynanacak, Kevin Spacey’i de canlı kanlı izleme fırsatı bulacağınız III.Richard ve Film Ekimi (6 Eylül’de açıklanacak) heyecanla beklediğimiz aktiviteler arasında. Fark ettim ki yine İKSV’ye çalıştım, susuyorum o yüzden.

∫ƒ § ∫ƒ § ∫ƒ § ∫ƒ

Foodie’nin şimdilik aklına gelenler bunlar.

Temmuz yavaş yavaş, kendini hissettire hissettire geçtikten sonra Ağustos sanki bir çırpıda, pek de birşey anlamamamızı sağlayarak bitti.

Ancak kendi özel atraksiyonlarım dışında sanat etkinlikleri bile eylül hakkında ağzımı sulandırmaya yetiyor.

Benim için eylül ayın 5’inde başlayacak.

O zamana kadar size iyi bayramlar diliyorum, yemeği fazla kaçırmayın ve merak etmeyin İstanbul emin ellerde…